Yeni Bir Başlangıç
17 April 2008
Evet artık yeniden bir öykü için kolları sıvamanın zamanı geldi. Bu yazıyı bir çağrı olarak kabul edin ve buradan bize önereceğiniz öykü taslaklarından birini seçip senaryosunu yazmak üzere kolları sıvayalım. Unutmayın, gerçek profesyoneller önce öykü üzerinde çalışırlar. Sinema sektörünün tecrübeli yapımcılarının dlapları okunmamış senaryolarla doludur. Sektöre girmek isteyen genç ve hevesli insanlar da bir an önce bir senaryoyu bir yapımcıya okutmak isterler. Oysa yapımcılar senaryo okumazlar. Yapımcılar önce öyküyü okurlar sonra öykü ilgi çekerse senaryosunu görmek isterler. Biz de burada önce genel hatlarıyla bir öykü belirleyelim ve senaryosu üzerinde çalışmaya başlayalım. Bunu daha önce yaptık. Yine yaparız :-)
Yeni öykümüze bazı sınırlamalar getirelim.
1- Özgünlük. Uyarlama ya da “öykünme” istemiyoruz.
2- Sınıflamada “Genel izleyici kitlesi” ya da en fazla “7 yaş ve üzeri için” sınıfına girecek bir öykü olmalı.
3- Evrensellik. Sadece ülkemiz izleyicisi için bir anlam ifade etmemeli. Avrupa ülkelerini de içine alan bir hedef kitleye hitap eden bir öykü avantajlı olacaktır.
4- Öykü en fazla 14 punto ile 2 A4 sayfasını aşmamalıdır.
Kolay gelsin!
Bu yazı Mahkum'dan Haberler konusuyla ilgili.
5 Yorum Yazıldı. Siz de yorum yazın.
1. Nuh Bozdemir | 20 April 2008 tarihinde yazıldı. 8:24 pm
Orhan sabah okula gitmek üzere evden çıkar. Düşünceli ve kafası karışıktır. Okula gitmekten vazgeçer ve film başlayana kadar vakit geçirmek için sinemanın karşısındaki muhallebiciye gider. Defterine bir şeyler karalarken çayını da yudumlamaktadır. Kendisine yakın masalardan birinde oturan küçük kız çocuğu dikkatini çekmiştir. Çocuk neredeyse yarım saattir yalnız oturuyordur ve rahatsız görünmemektedir. Tam bunları düşünürken beyazlar giyinmiş oldukça güzel sayılabilecek bir kadın gelip kendisini şaşırtan bir samimiyetle masasına oturdu, masada duran çaydan bir yudum alıp yarım kalan bir şeye devam eder gibi havadan sudan konuşmaya başladı. Orhan da bunu garip karşılamadığı gibi daha önce olmadığı kadar temiz ve huzurlu hissetti. Daha sonra kadın kulağına eğilerek fısıldadı ve her yer bembeyaz oldu, kendinden geçti.
2. Nuh Bozdemir | 24 April 2008 tarihinde yazıldı. 9:00 pm
Aradan on sene geçmiştir, Kadıköy de Karaköy- Eminönü iskelesinde jeton
satan bir memurdur, ney çalmaktadır, muhallebiciden hatıra kalan ve bir
türlü geçmeyen kulak çınlaması vardır, şizofrenik bir algılayışı
vardır, hayatla konuşabildiğini zannetmektedir, kendisini işaretlere ve
sembollere adamıştır ve nihai bir mucizeye. Hayalperest birisi olduğu
çevresi tarafından bilinmektedir fakat hasta tarafını ustalıkla
gizlemektedir.
Liseden sınıf arkadaşı Ogün elektronik müzik yapan bir grupta solisttir,
son zamanlarda doğu ve batı enstrümanlarını bir arada kullanmak moda
olduğu için ona aralarına katılmalarını teklif eder. Bu çağrıyı
işaret olarak gören Orhan hiç tereddüt etmeden kabul eder. Haftasonları
Taksim deki arkadaşlarından birisinin işlettiği gece kulübünde çalmaya
başlarlar. Burada yeni bir sosyal çevre ve daha önemlisi işaretleri ilgi çekici bulan insanlar bulmuştur.Kulübe erken gittiği bir gün anlatılan hikayeye kulak misafiri olur. Yolculuğa çıkan bir öğrencinin yol arkadaşlarına dair hikayede çocuğun dört arkadaşı vardır. Aralarından bir tanesi ölümdür, bir tanesi şeytan, biri kendisidir, sonuncusunun özelliğini kimse bilmemektedir. Orhan bu hikayeyi hayatın kendisine verdiği bir hediye olarak kabul eder ve beş kişiden oluşan gruplarını ve arkadaşlarını bu açıdan denemeye başlar. Bu araştırma beklemediği kadar tahrip edici olur, gücü biter, bundan korkar ve korktuğu için kendini suçlar ve geçmiş bütün çabalarının boşa çıktığını acıyla ve utançla ve nefretle müşahade eder.
Yaşadığı hayal kırıklığının üstüne karakteri bozulan Orhan işlek caddelerde lösemi hastası bir çocuğa para toplamak için kartpostal satmaya başlar. Oldukça iyi para kazanmaktadır ve öyle bir çocuk yoktur. Yaşlı, kürklü bir kadına çocuğun nasıl acı çektiğini anlatırken sağ tarafından üzerine yönelen bir baskı hissetti döndü, kendisini hayretle ve şaşkınlıkla izlemekte olan genç kadını farketti. Önce yaptığı dolandırıcılığın fark edildiğini düşündü, daha sonra öyle bakmadığını anladı ve hatta, yoksa … Kadın önce davrandı ve ” Bir gün sizinle karşılaşacağımı biliyordum…” anlatmaya başladı, Orhan da tanımıştı, muhallebicideki kadın karşısında duruyordu, karşılaşma sahnelerini (muhallebicideki) rüyasında görmüştü ve o zamanlar çocuktu ve muhallebicideki ufak çocuk da kendisiydi ve yıllarca bu anı beklemişti.
3. Nuh Bozdemir | 28 April 2008 tarihinde yazıldı. 4:08 pm
Olağanüstü karşılaşmadan etkilenen Orhan mahcubiyetle yaşlı kadına baktı, sevecen bir bakışla karşılık aldı, rüyadan gelen gizemli kadına dönüp anlatacak çok şeyi olduğun söyledi, bir yerde oturup konuşmaya karar verdiler, karşılaştıkları yerin muhallebicinin önü olduğunu ikisi de fark etmedi, yaşlı kadın her şeyin farkında idi.
Öyküm bu kadar. Burada tekrar böyle bir çalışmanın başlamasına çok sevindim. Neler çıkacağını merakla ve heyecanla bekliyorum.
4. MaMu | 01 May 2008 tarihinde yazıldı. 9:00 am
Aslında bir yazar için kısıtlamaların olması yaratıcılığı arttıran bir şey. Bazı sınırlamalar getirilmiş. Mesela anladığım kadarıyla avrupa ülkelerinden biriyle bir ortak yapım düşünülüyor. Yani bu önemli bir faktör. Sn.Bozdemir’in öyküsü güzel görünüyor ama bu kısıtlamaya pek uymuyor gibi. Ben de bir şeyler düşüneceğim. Hatta diyorum ki acaba kısıtlamaları arttırsak mı? Mesela “tür”… Saygılar…
5. Nuh Bozdemir | 01 May 2008 tarihinde yazıldı. 6:01 pm
Sn. MaMu, öykünün kısıtlamalara hangi noktada uymadığını da belirtirseniz memnun olurum.
Selamlar
Yorum yazın
Bazı HTML kodları kullanılabilir:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>
Bu yazıyı izle | Yorumlara RSS yöntemiyle abonelik