<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Comments on: Gözünüzde Canlandırın!</title>
	<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/</link>
	<description>“düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara...”</description>
	<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 01:27:16 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.2</generator>
		<item>
		<title>By: estel</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-31796</link>
		<dc:creator>estel</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Jun 2008 09:00:31 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-31796</guid>
		<description>bu  film çok   gzülllll   arkadaşlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu  film çok   gzülllll   arkadaşlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Sırrı Kadem</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-13196</link>
		<dc:creator>Sırrı Kadem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Oct 2007 21:14:36 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-13196</guid>
		<description>Oldboy filminde başkahraman güldüğünde aslında gülmediğini, içten içe üzüldüğünü biliriz. Bence sinema tarihinde çok önemli bir anlatıma sahip bu durum...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Oldboy filminde başkahraman güldüğünde aslında gülmediğini, içten içe üzüldüğünü biliriz. Bence sinema tarihinde çok önemli bir anlatıma sahip bu durum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Shaman Fikri</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-13141</link>
		<dc:creator>Shaman Fikri</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2007 00:10:19 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-13141</guid>
		<description>Ben de Rataouille'deki o sahneden bahsetmek için filmin üzerinden biraz zaman geçmesini bekliyordum. Görsel anlatım açısından yakın zamanda o kadar etkileyici bir sahne hatırlamıyorum. İzlerken ne olacağını aşağı yukarı tahmin ederek izlediğim için, bir eleştirmenin karşısına gelen bir üründen etilendiği nasıl anlatılabilir ki diye çok bilmiş bir şekilde izledim o sahneyi. Ama dahiyane anlatımları kendime getirdi bir anda beni? Sinema böyle olmalı dedirtti bana. Ben de bir yönetmen olsam 'Şapka çıkarıyorum size bayım' derdim Brad Bird'e :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben de Rataouille&#8217;deki o sahneden bahsetmek için filmin üzerinden biraz zaman geçmesini bekliyordum. Görsel anlatım açısından yakın zamanda o kadar etkileyici bir sahne hatırlamıyorum. İzlerken ne olacağını aşağı yukarı tahmin ederek izlediğim için, bir eleştirmenin karşısına gelen bir üründen etilendiği nasıl anlatılabilir ki diye çok bilmiş bir şekilde izledim o sahneyi. Ama dahiyane anlatımları kendime getirdi bir anda beni? Sinema böyle olmalı dedirtti bana. Ben de bir yönetmen olsam &#8216;Şapka çıkarıyorum size bayım&#8217; derdim Brad Bird&#8217;e :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: devletşah</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-13132</link>
		<dc:creator>devletşah</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Oct 2007 17:46:44 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-13132</guid>
		<description>Benim aklıma Ratatouille filminde eleştirmen bay Ego'nun restoranda yemeği tattıktan sonraki ifadesi geldi. Hiçbir şey söylemeden çok şey anlatan bir sahneydi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Benim aklıma Ratatouille filminde eleştirmen bay Ego&#8217;nun restoranda yemeği tattıktan sonraki ifadesi geldi. Hiçbir şey söylemeden çok şey anlatan bir sahneydi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: erhan turhan</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-11279</link>
		<dc:creator>erhan turhan</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 10:55:29 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-11279</guid>
		<description>hitchcock, bir söyleşisinde sessiz sinemanın bitmesine üzüldüğünü belirtir. Çünkü artık yönetmenler, senaristler işin kolayını bulmuşlardır: Bol diyalog. 
günümüzde sahnelere diyalog konması konusunda abartıya kaçılmasını teşvik eden bir mecra daha var: Televizyon. televizdaki dramalarda "talking heads" (konuşan kafalar) prensibi uygulanır. Dikkat ederseniz yerli olsun yabancı olsun dizilerde karakterlerin vır vır konuşmadığı anları yakalamak çok zordur. Bunun nedenini televizyoncular "izleyicinin dikkatini bir an bile dağıtmamak" olarak açıklarlar. bizim gibi yabancı dizileri genellikle alt yazı ile izleyenleri düşünün. ve bir de bazen alt yazıları takip etmenin ne kadar zor olduğunu...
Televizyonun tüm dünyada yükseldiği şu günlerde, ne yazıkki sinema da televizyondan etkileniyor. (eskiden etkilenme yönü tam tersiydi. televizyon sinemadan etkilenirdi.) Sanıyorum sinemada diyalogun artması, gereksiz yerlere dahi diyalog döşenmesi sinemayı yaralamıştır. "tek bir görüntü bazen bin kelimelik bir metni anlatabilir" fikrini uygulamak artık çok pahalı olmuştur. Çünkü günümüzde sinema filmi yapanlar bu türden fikirleri bulmak için vakit harcama niyetinde değiller. </description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hitchcock, bir söyleşisinde sessiz sinemanın bitmesine üzüldüğünü belirtir. Çünkü artık yönetmenler, senaristler işin kolayını bulmuşlardır: Bol diyalog.<br />
günümüzde sahnelere diyalog konması konusunda abartıya kaçılmasını teşvik eden bir mecra daha var: Televizyon. televizdaki dramalarda &#8220;talking heads&#8221; (konuşan kafalar) prensibi uygulanır. Dikkat ederseniz yerli olsun yabancı olsun dizilerde karakterlerin vır vır konuşmadığı anları yakalamak çok zordur. Bunun nedenini televizyoncular &#8220;izleyicinin dikkatini bir an bile dağıtmamak&#8221; olarak açıklarlar. bizim gibi yabancı dizileri genellikle alt yazı ile izleyenleri düşünün. ve bir de bazen alt yazıları takip etmenin ne kadar zor olduğunu&#8230;<br />
Televizyonun tüm dünyada yükseldiği şu günlerde, ne yazıkki sinema da televizyondan etkileniyor. (eskiden etkilenme yönü tam tersiydi. televizyon sinemadan etkilenirdi.) Sanıyorum sinemada diyalogun artması, gereksiz yerlere dahi diyalog döşenmesi sinemayı yaralamıştır. &#8220;tek bir görüntü bazen bin kelimelik bir metni anlatabilir&#8221; fikrini uygulamak artık çok pahalı olmuştur. Çünkü günümüzde sinema filmi yapanlar bu türden fikirleri bulmak için vakit harcama niyetinde değiller.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Nuh Bozdemir</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-10556</link>
		<dc:creator>Nuh Bozdemir</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2007 13:23:37 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-10556</guid>
		<description>  300' ün fragmanı filminden güzeldi.Bu filmi dünyaya sunan ekibin faşist eğilimli ruh halleri kare aralarında ve işin tümünde kendini gösteriyor ve ters-tepen propaganda diye birşeyden bahsedilecekse okullarda gösterilmesinde zaruret icap ettirecek kadar da bir acayipliğin içine çekiyor kendilerini.Düşünsenize bir tarafta ülkelerini, değerlerini savunan Sparta-Batı-Amerika var ve karşılarında etraflarını kan gölüne çeviren, her türlü baskı aracını kullanan, kendi vatandaşlarını çeşitli şekillerde satın alan, dünyanın en büyük askeri gücünü oluşturan Persler-Doğu-İran.Pes dedirten bu durumu anlamak için karşımızdakilerin nasıl insanlar olabileceklerine bakmak lazım.Psikolojik gelişimleri incelendiğinde kişiliklerini oluşturan son safha ortaokul yıllarında ulaştıkları kurnazlıkta kalmış ve ondan sonra herşeyi bu kurnazlığı daha da ileri götürebilmekten başka birşey yapamamış ya da kendi kendine bir soru sorup bunun cevabını bulamadığı için ömrü boyunca kendisiyle gurur duymuş tiplerle karşı karşıyayız.Bunları incelerken kendi anlayışımızı değil onların rahatsızlıklarını esas alırsak daha sağlıklı sonuçlar alırız.Rahatsızlığın olumlu hallerini mesela sanatı destekleyen tarafını da göz ardı etmiyorum, batıyı genel anlamda değerlendirdiğimizde yukarıdaki eleştirilerin yanına insanlığa kattığı değerleri de yok saymadığım gibi (dün-bugün).
 Türkiye' de eskiden özenti denilen kitlenin(özellikle büyük şehirlerin zengin muhitlerinde) yerini batılı kültürle yetişmiş ve bunu özümsemiş, artık batılı sayılabilecek çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu insanlar almıştır.Bunların bakış açıları ve faşistlerinin gelişmeye açık olanlarına oranı Avrupa-Amerika' dakilere yakındır.Özellikle orta yaş ve üzeri olanlarına " şehirli " dediğinizde akıllarına Bedri Baykam ya da salon adamı bir tipten başka birşey gelmez.Ama varoşlar da en şehirli yerlerdir, çünkü sadece büyük şehirlerde bulunurlar.Oraların insanları doğu-batı sendromunu iliklerine kadar yaşarlar.Pek çok alanda ve özellikle sanatta çok başarılı ve ilginç işler çıkaranlar buralardan da geliyorlar ve dalga dalga  gelmeye devam ediyorlar.Cem Yılmaz' ın işinin ve başarısının temeli de bu sendroma dayanır.Yavuz Turgul hikayelerinde de bir yerlerde hep bu vardır.Fatih Akın çok güzel anlatır. Sinemamız iyiki de bu  kaynaktan daha ileri derecelerde faydalanma yolunda...
 </description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>300&#8242; ün fragmanı filminden güzeldi.Bu filmi dünyaya sunan ekibin faşist eğilimli ruh halleri kare aralarında ve işin tümünde kendini gösteriyor ve ters-tepen propaganda diye birşeyden bahsedilecekse okullarda gösterilmesinde zaruret icap ettirecek kadar da bir acayipliğin içine çekiyor kendilerini.Düşünsenize bir tarafta ülkelerini, değerlerini savunan Sparta-Batı-Amerika var ve karşılarında etraflarını kan gölüne çeviren, her türlü baskı aracını kullanan, kendi vatandaşlarını çeşitli şekillerde satın alan, dünyanın en büyük askeri gücünü oluşturan Persler-Doğu-İran.Pes dedirten bu durumu anlamak için karşımızdakilerin nasıl insanlar olabileceklerine bakmak lazım.Psikolojik gelişimleri incelendiğinde kişiliklerini oluşturan son safha ortaokul yıllarında ulaştıkları kurnazlıkta kalmış ve ondan sonra herşeyi bu kurnazlığı daha da ileri götürebilmekten başka birşey yapamamış ya da kendi kendine bir soru sorup bunun cevabını bulamadığı için ömrü boyunca kendisiyle gurur duymuş tiplerle karşı karşıyayız.Bunları incelerken kendi anlayışımızı değil onların rahatsızlıklarını esas alırsak daha sağlıklı sonuçlar alırız.Rahatsızlığın olumlu hallerini mesela sanatı destekleyen tarafını da göz ardı etmiyorum, batıyı genel anlamda değerlendirdiğimizde yukarıdaki eleştirilerin yanına insanlığa kattığı değerleri de yok saymadığım gibi (dün-bugün).<br />
 Türkiye&#8217; de eskiden özenti denilen kitlenin(özellikle büyük şehirlerin zengin muhitlerinde) yerini batılı kültürle yetişmiş ve bunu özümsemiş, artık batılı sayılabilecek çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu insanlar almıştır.Bunların bakış açıları ve faşistlerinin gelişmeye açık olanlarına oranı Avrupa-Amerika&#8217; dakilere yakındır.Özellikle orta yaş ve üzeri olanlarına &#8221; şehirli &#8221; dediğinizde akıllarına Bedri Baykam ya da salon adamı bir tipten başka birşey gelmez.Ama varoşlar da en şehirli yerlerdir, çünkü sadece büyük şehirlerde bulunurlar.Oraların insanları doğu-batı sendromunu iliklerine kadar yaşarlar.Pek çok alanda ve özellikle sanatta çok başarılı ve ilginç işler çıkaranlar buralardan da geliyorlar ve dalga dalga  gelmeye devam ediyorlar.Cem Yılmaz&#8217; ın işinin ve başarısının temeli de bu sendroma dayanır.Yavuz Turgul hikayelerinde de bir yerlerde hep bu vardır.Fatih Akın çok güzel anlatır. Sinemamız iyiki de bu  kaynaktan daha ileri derecelerde faydalanma yolunda&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Yönetmen</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-10520</link>
		<dc:creator>Yönetmen</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2007 11:01:33 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-10520</guid>
		<description>Transformers'ı seyretmedim. Ancak 300'ü seyrettiğimde hemen hemen sizin bu düşüncelerinize benzer şeyler düşünmüştüm. 300'ün senaryosunu George Bush ve Dick Cheney yazsaydı ancak bu kadar olurdu diye düşünüyorum. Amerika konusu tek boyutlu bir konu değil elbette. Amerika deyince tek bir Amerika'yı da anlamamak lazım. Ama sanırım şu an Amerikan yönetiminde olan siyasi görüş, gittikçe kötüye giden politikalarını halklarına ve dünyaya sevdirmek, sevimli göstermek için popüler sinema filmleri ile bir işbirliğine gitmiş durumdalar. Ben 300 filmini seyrettiğimde bilgisayar destekli görsellik dışında sinemasal anlamda içi bomboş bir şeyle karşı karşıya olduğumuzu düşünmüştüm. 300'de senaryo yok, oyunculuk yok, maskülen figürlerin kafamıza zorla sokmaya çalıştıkları son derece basit bir "kötü doğu - iyi batı" önermesi dışında hiç bir şey olmayan, dramadan yoksun bir propaganda filmi. Hem de nazi kurmaylarından çıkmışcasına kaba bir propaganda filmi. Ayrıca bir konu daha var: Sparta halkı, bugünkü Anglo-Sakson dünyanın aynı paradigmayı paylaştığı atası oluyor öyle mi? Ortadoğulu İsa peygamberi sarı saçlı mavi gözlü resmeden ırkçı gelenek Sparta'yı batılı ilan etmiş! Bir de filmin sonunda mistisizme savaş ilan edilmesi var ki, oy aman Allah! Filmin arkasındaki asıl niyetin Amerikan gençlerine "Amerikan ordusuna asker olarak yazılın" demek olduğunu düşünmek için çok sebep var elimizde. Malum, Irak'ta işler pek iyi gitmiyor. 
Görünen o ki Transformers da bu kaderi paylaşmış. Neo-con finans kurumları kimi Amerikan yapımcılarıyla işbirliği içinde cilalı işlere yakın gelecekte imza atmaya devam edeceklerdir diye tahmin ediyorum. ABD seçimleri öncesinde propaganda filmi tadında başka filmler de izliyor olabiliriz. Öte yandan Little Miss Sunshine ya da American Beauty gibi filmler de çekiliyor amerikada. Gözden kaçırmamak gerek. Çok güçlü eleştiriler, adeta içeriden yükselen SOS sinyalleri...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Transformers&#8217;ı seyretmedim. Ancak 300&#8242;ü seyrettiğimde hemen hemen sizin bu düşüncelerinize benzer şeyler düşünmüştüm. 300&#8242;ün senaryosunu George Bush ve Dick Cheney yazsaydı ancak bu kadar olurdu diye düşünüyorum. Amerika konusu tek boyutlu bir konu değil elbette. Amerika deyince tek bir Amerika&#8217;yı da anlamamak lazım. Ama sanırım şu an Amerikan yönetiminde olan siyasi görüş, gittikçe kötüye giden politikalarını halklarına ve dünyaya sevdirmek, sevimli göstermek için popüler sinema filmleri ile bir işbirliğine gitmiş durumdalar. Ben 300 filmini seyrettiğimde bilgisayar destekli görsellik dışında sinemasal anlamda içi bomboş bir şeyle karşı karşıya olduğumuzu düşünmüştüm. 300&#8242;de senaryo yok, oyunculuk yok, maskülen figürlerin kafamıza zorla sokmaya çalıştıkları son derece basit bir &#8220;kötü doğu - iyi batı&#8221; önermesi dışında hiç bir şey olmayan, dramadan yoksun bir propaganda filmi. Hem de nazi kurmaylarından çıkmışcasına kaba bir propaganda filmi. Ayrıca bir konu daha var: Sparta halkı, bugünkü Anglo-Sakson dünyanın aynı paradigmayı paylaştığı atası oluyor öyle mi? Ortadoğulu İsa peygamberi sarı saçlı mavi gözlü resmeden ırkçı gelenek Sparta&#8217;yı batılı ilan etmiş! Bir de filmin sonunda mistisizme savaş ilan edilmesi var ki, oy aman Allah! Filmin arkasındaki asıl niyetin Amerikan gençlerine &#8220;Amerikan ordusuna asker olarak yazılın&#8221; demek olduğunu düşünmek için çok sebep var elimizde. Malum, Irak&#8217;ta işler pek iyi gitmiyor.<br />
Görünen o ki Transformers da bu kaderi paylaşmış. Neo-con finans kurumları kimi Amerikan yapımcılarıyla işbirliği içinde cilalı işlere yakın gelecekte imza atmaya devam edeceklerdir diye tahmin ediyorum. ABD seçimleri öncesinde propaganda filmi tadında başka filmler de izliyor olabiliriz. Öte yandan Little Miss Sunshine ya da American Beauty gibi filmler de çekiliyor amerikada. Gözden kaçırmamak gerek. Çok güçlü eleştiriler, adeta içeriden yükselen SOS sinyalleri&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Mustafa KARAKAYA</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-10518</link>
		<dc:creator>Mustafa KARAKAYA</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2007 10:26:57 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-10518</guid>
		<description>Micheal Bay Transformers diye bir film çekiyor. Keşke sinemaya uyarlanmasaymış diye geçiriyorum filme başlar başlamaz, çocukluk kahramanlarımız robotlar öylece kalsaymış diyorum. Film ilerliyor, tabi hollywood yapımlarının %90 ında olduğu gibi işin içinde soğuk savaş ve siyaset giriyor. İnanılmaz tiksinti verici bir yollla enjekte edilmeye çalışılan, temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan senaryolar. Neyse hem seyrediyor hem de küfrediyorum yapımcıya, yönetmene, yapım şirketine senaryoya v.s. Hemen kısaca beni sinirlendiren mevzuuya girmek istiyorum, yine her zaman ki gibi amerika saldırıya uğruyor hemde bu kez Katar'daki amerikan üssü saldırıya uğruyor. Yani her zaman us army nin gerekli olduğunu gündemde tutan bir politika. Halbuki amerikaya ne saldıran oldu bu zamana kada,r ne oluyor. Bir ütopya oluşturan sayın yetkililer elbirliğiyle uzaylılara karşı el ele veriyor. Aslında filmin ortalarına doğru kusacak duruma geliyorum ve bırakıyorum. Tamam filmdir, hayal ürünüdür ama bu işin de bir saygınlığı vardır. Düşünmek lazım aslında Amerika sinema sektörüne bu kadar parayı neden yatırmakta? Şu anda Amerikanın en önemli soğuk savaş silahının sinema olduğunu düşünüyorum. Türkiye sinemasının da sektörleşmesi gerektiğini tarzını ve yerini oturtmasını diliyorum, ama bunu yaparken sinemanın saygınlığını yitirmesini de engellemek gerektiğini şiddetle savunuyorum..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Micheal Bay Transformers diye bir film çekiyor. Keşke sinemaya uyarlanmasaymış diye geçiriyorum filme başlar başlamaz, çocukluk kahramanlarımız robotlar öylece kalsaymış diyorum. Film ilerliyor, tabi hollywood yapımlarının %90 ında olduğu gibi işin içinde soğuk savaş ve siyaset giriyor. İnanılmaz tiksinti verici bir yollla enjekte edilmeye çalışılan, temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan senaryolar. Neyse hem seyrediyor hem de küfrediyorum yapımcıya, yönetmene, yapım şirketine senaryoya v.s. Hemen kısaca beni sinirlendiren mevzuuya girmek istiyorum, yine her zaman ki gibi amerika saldırıya uğruyor hemde bu kez Katar&#8217;daki amerikan üssü saldırıya uğruyor. Yani her zaman us army nin gerekli olduğunu gündemde tutan bir politika. Halbuki amerikaya ne saldıran oldu bu zamana kada,r ne oluyor. Bir ütopya oluşturan sayın yetkililer elbirliğiyle uzaylılara karşı el ele veriyor. Aslında filmin ortalarına doğru kusacak duruma geliyorum ve bırakıyorum. Tamam filmdir, hayal ürünüdür ama bu işin de bir saygınlığı vardır. Düşünmek lazım aslında Amerika sinema sektörüne bu kadar parayı neden yatırmakta? Şu anda Amerikanın en önemli soğuk savaş silahının sinema olduğunu düşünüyorum. Türkiye sinemasının da sektörleşmesi gerektiğini tarzını ve yerini oturtmasını diliyorum, ama bunu yaparken sinemanın saygınlığını yitirmesini de engellemek gerektiğini şiddetle savunuyorum..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Nuh Bozdemir</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-10423</link>
		<dc:creator>Nuh Bozdemir</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 13:04:35 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-10423</guid>
		<description>
 Züğürt Ağa' nın sonunda, eski ağa akşam çiğköfteleri satmıştır ve o boş tepsiyi yüzünde öyle bir gülümsemeyle, öyle bir vücut diliyle sallarki; süreç içerisinde varlıktan yokluğa geçişi, komplekslerden uzaklaşmayı, şartların getirdiği durumu kabul etmeyi, insana ait özelliklerin başında gelenlerden alışmayı, sıfırdan başlamayı tek harekette görürüz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Züğürt Ağa&#8217; nın sonunda, eski ağa akşam çiğköfteleri satmıştır ve o boş tepsiyi yüzünde öyle bir gülümsemeyle, öyle bir vücut diliyle sallarki; süreç içerisinde varlıktan yokluğa geçişi, komplekslerden uzaklaşmayı, şartların getirdiği durumu kabul etmeyi, insana ait özelliklerin başında gelenlerden alışmayı, sıfırdan başlamayı tek harekette görürüz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Mustafa KARAKAYA</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-10267</link>
		<dc:creator>Mustafa KARAKAYA</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jul 2007 10:20:02 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2007/07/18/gozunuzde-canlandirin/#comment-10267</guid>
		<description>Emir Kusturica, Çingeneler Zamanı (Time of the Gypsies) filminden kısaca bahsetmek istiyorum. Beni en çok etkileyen yönetmenlerin başında gelir Kusturica. Bunun en önemli sebebi filmlerinde görselliğin ve müziğin bir adım ileride olmasıdır. Tabi bu arada oyunculuğa verdiği önemi de yadsıyamayız. Çingeneler Zamanı'nda aşırı doğallığı yansıtan renkler, kamera açıları ve ölçeklerle birleşince masalsı bir anlatım kaçınılmaz oluyor. Tabi görüntü yönetmeni Vilco Filac'ın  da bu filmdeki sinematografiye olan katkısı tartışılmaz. Özellikle insanların ellerinde meşalelerle hazır bulunduğu, ırmaktaki ayin sahnesi filmin doruk noktasına ulaştığı andır bana göre. Goran Bregovic müzikle sinema nasıl bir olur, bunu gözümüze sokmuştur bu sahnede. Belki de balkan sineması bize, bizim kültürümüze yakınlığı itibariyle beni etkiliyor ama Kusturica hayatla dalga geçiyor, bu trajikomedi beni gülmekten çok düşündürüyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Emir Kusturica, Çingeneler Zamanı (Time of the Gypsies) filminden kısaca bahsetmek istiyorum. Beni en çok etkileyen yönetmenlerin başında gelir Kusturica. Bunun en önemli sebebi filmlerinde görselliğin ve müziğin bir adım ileride olmasıdır. Tabi bu arada oyunculuğa verdiği önemi de yadsıyamayız. Çingeneler Zamanı&#8217;nda aşırı doğallığı yansıtan renkler, kamera açıları ve ölçeklerle birleşince masalsı bir anlatım kaçınılmaz oluyor. Tabi görüntü yönetmeni Vilco Filac&#8217;ın  da bu filmdeki sinematografiye olan katkısı tartışılmaz. Özellikle insanların ellerinde meşalelerle hazır bulunduğu, ırmaktaki ayin sahnesi filmin doruk noktasına ulaştığı andır bana göre. Goran Bregovic müzikle sinema nasıl bir olur, bunu gözümüze sokmuştur bu sahnede. Belki de balkan sineması bize, bizim kültürümüze yakınlığı itibariyle beni etkiliyor ama Kusturica hayatla dalga geçiyor, bu trajikomedi beni gülmekten çok düşündürüyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
