Gen
15 February 2006
Dağlık bir bölgede eski bir akıl hastanesi. Bu hastaneye tayin olan genç bir doktor, birbirini izleyen ilginç ve kanlı olaylarla karşılaşır…
21 yaşında uzun metraj sinema filmine imza atan Togan Gökbakar ve film ekibi, “Gen” isimli filmlerinin teaserını filmin web sitesinden yayınlamaya başladılar ve biz de bu sebeplere onlara sitemizde yer verelim istedik. Dijital teknolojilerin gelişmesi sayesinde farklı bakış açılarının, türk sinemasında daha kolay var olabilme şansını desteklemeye devam ediyoruz. Gen ekibi etkileyici bir teaser hazırlamış.
Gen’in yapım ekibinde tanıdık isimler de var. Genç yönetmenin ağabeyi TV ekranlarından tanınan Şahan Gökbakar, filmde rol almış. Kısa filmleri ödül kazanan İlker Canikligil Gen’in kusgusuna imza atmış. “Post prodüksiyon süpervizörü” olarak da daha önce internet üzerinde bazı video-art çalışmalarına şahit olduğumuz Cem Gül’ü görüyoruz.
Türk sinemasının bu genç girişimcilere ihtiyacı olduğuna inanıyor ve destekliyoruz. Umarız çok çalışır ve ortaya iyi bir eser koyan genç sinemacıların yolu açık olur. “Gibi olmak” handikapına saplanmadan ortaya “özgün sinema”lar konması gerekiyor.
Başarılar…
Bu yazı Sinema Hakkında konusuyla ilgili.
26 Yorum Yazıldı. Siz de yorum yazın.
1. KEzzAP | 16 February 2006 tarihinde yazıldı. 7:50 pm
21 gerçekten küçük bir yaş…
Kıskanmadım desem yalan olur :)
Bu tarz girişimler gerçekten çok heyecanladnırıyor beni…
Sinema üzerindeki hegomanyaya karşı atılan önemli adımlar bunlar…
Devam…
Başarılar…
2. Yönetmen | 16 February 2006 tarihinde yazıldı. 9:26 pm
Çıkış yaparken “…gibi olmak” ya da “…gibi olmaya çalışmak” gerçekten bir handikap. Nette de bulabileceğiniz bazı kısa film çalışmaları bu açıdan bakınca çok tatsız duruyor. “Tarantino ya da Guy Ritchie gibi olmak”… Takeshi Kitano gibi olmak… Pek çok gence sinemayı sevdiren bu isimler “gibi olmaya” dönüşünce tatsızlaşıyor. Onların suçu değil tabi. Sinema galiba en zor sanat dalı. Yapım sürecinin telaşı, kavga gürültüsü içinde, bir de özgün bir şeyler ortaya koyacaksınız. Tasarım aşamasında etki altında olmayacaksınız. İnsanlarla uğraşıp özgün sonuçlar alacaksınız. Zor iş gerçekten. Hay Allah, nereden bulaştık bu işe? :)
Gen, umuyorum özgün bir çalışma olacak.
3. mevlüt çelik | 26 February 2006 tarihinde yazıldı. 12:12 pm
ışikla bilgiler
4. matematikci | 14 March 2006 tarihinde yazıldı. 2:02 pm
iyki bulasmissiniz sayin yonetmen bu islere..sizin gibi dusunen beyinlere ihtiyaci var sinemamizin!
bu anlamda basarili bi adim olacagina inaniyorum “gen”in de
sevgiler…
5. pink_moon | 06 April 2006 tarihinde yazıldı. 12:46 pm
bu aralar ne çok Türk sineması görüyoruz vizyonda çoğu da korku gerilim tarzında..
6. Yönetmen | 06 April 2006 tarihinde yazıldı. 6:30 pm
Evet haklisiniz ve bu cok guzel bir sey. 60′li yillarin sonlarina dogru Turk sinemasi komsu ulkelerde de yogun bir sekilde izleniyordu ve yilda yuzlerce film uretiliyordu. Hani su Kartal Tibet ve Hulya Kocyigit’li filmler… Saniyorum 70′li yillardaki sinema krizi patlamasaydi, Turk sinemasi ayni hizda devam etseydi ve sinemadan kazanilan paralar sektore geri donseydi Turk sinemasi simdi cok farkli yerlerde olabilirdi. Umariz, populer kulturun patlamasini takiben hizlanan sinemamiz tipki 60′larda oldugu gibi hatta daha da fazla buyur.
Dikkat ederseniz sinemamizda “tur(genre) arayislari” diyebilecegimiz bir donemdeyiz. Komedi filmleri ve melodramlar illa ki gise yapiyor diye dusunen sinemacilarimiz baska turden filmlere ragbet etmiyorlar pek. Ama saniyorum Dabbe komedi ve melodram olmamasina ragmen gise yapan bir film oldu. Ben kendi adima degisik turlerde filmlerin sinemamiza kazandirilmasini cok olumlu buluyorum ve bu filmlerin basarili olmalarini istiyorum. Cunku butun bu arayislarin sonunda duzgun bir sinema gelenegine sahip olabiliriz…
Biraz gecikti cevabim ama cok tesekkurler sevgili “matematikci”.
7. esra | 09 April 2006 tarihinde yazıldı. 3:55 pm
korku dalında buralara gelebilmemiz gerçekten harika müthiş filmler yapılıyor hemde bu kadar genç yönetmenler falan harika başarılarınızın devamını dilerim
8. KEzzAP | 12 April 2006 tarihinde yazıldı. 12:30 am
Filmi izledim…
En kısa zamanda yorumlarımı yazmaya çalışacağım…
Baştan savma yorumlar yazmak istemiyorum…
Geç sayılabilecek bu saatte düzgün(kendi adıma) bir şeyler yazabileceğimi sanmıyorum!
Sadece son furya gerilim-korku filmleri arasında en başarılı bulduğum olduğunu belirteyim şimdilik.
9. KEzzAP | 12 April 2006 tarihinde yazıldı. 1:16 pm
Not: Yazı içerisinde kullandığım önermeler bilimsel doğruluk değil, kişisel yargı içeriyor. Bu nedenle sözünü ettiğim her şey, hiç bir zaman kanıtlanamayacak iddialardır!
GEN!
Evet filmi izlediğimi belirtmiştim zaten…
Film bir gerilim filmi….
Yani filmi öncelikli olarak bu amaç doğrultusunda incelemek lazım diye düşünüyorum. Yani bu film insanları germek amaçlı yola çıkmış bir film, daha ayrıntılı bir değerlendirmeden önce bu amacı yerine getirip getirmediğini sorgulayalım.
Evet getiriyor! Gen geriyor! Sadece kulağımızın dibinde torba patlattığı sahnelerde değil genelinde germeyi başarıyor!
Hatta “onlar gibi olmayı hedeflediği” birçok son dönem Amerikan gerilim filminden daha başarılı buluyorum bu anlamda!
Peki gen bu germeyi başarma konusundaki gücünü nereden alıyor ?
Daha önce “korku filmleri” başlığı altında yazdığım bir yazıda belirttiğim gibi eğer ki germek isteniyorsa, varoluşsal “korkularımızdan” faydalanılması gerekir.
O nedenle birkaç kelam etmek istiyorum bu korkular hakkında:
Korkular bilindiği üzre insanın hayatını zehir eden ama aynı zamanda onları tetikleyen mekanizmalardır. Ölüm korkusu tüm korkuların ana kaynağı olup bilinçaltından hareketle “yaşama” sebebimizdir. (En basitinden: Gılgamış Destanı!) Diğer korkularımız, (yalnızlık, karanlık, yükseklik gibi) her biri ölüm korkumuzu tetikler! Hepsi ölümü çağrıştırırlar. Çünkü en az onun kadar bilinemezdirler!
İşte bu bilinemezlik noktasına gen “akıl hastalarını” koymuş…
Karşınızda sizden “farklı” (farklılıklara karşı duyduğumuz tepki de ölüm korkusundan beslenir) insanlar var. Ne yapacakları nasıl davranacakları bilinmiyor? Uysal şekilde orada yatan akıl hastasından her an bir tepki gelebilir! Geriliyorsun. Bilinmezlik ve dolayısıyla ölüm korkusu seni geriyor. (Bu sadece Gen filmine has olarak algılanmamalı. Özne olarak akıl hastalarını seçen her film benzer oranda bir gerilim yakalayabilir. Korkutan film değildir çünkü. Korkan gerilen BİZİZ!)
Ayrıca çok önemli bir nokta da yalnızlık noktası! Dağ başında “yalnız” bir akıl hastanesi… Ve başarılı bir tercih olarak görebileceğimiz filmin ana karakterinin (Dr.Deniz’in) genelde yalnız oluşu!
Tabi bir de ortada sürekli olarak dolaşan bir “ölüm!”
Bu noktada filmin ölümler konusunda bir bilinmezlik yakalaması bekleniyor. Onu da başarabilirse başarılı bir film çıkacaktır ortaya! (Tıpkı Psycho’daki gibi! Tahmin edilmesi güç bir son)
Ama kendi adıma söylemeliyim ki bunu başaramıyor.Amerikan tarzı klasik gerilim filmi matematiğini çözme konusunda deneyimli olan herkesin ilk onbeş dakikadan itibaren çözeceği bir sonu var!
Keşke bazı dialoglar sonu bu kadar açık etmeseydi, ama tercihtir diyeyim ama bu tercihi onaylamadığımı belirterek geçeyim…
Benim germe anlamındaki genel fikrim budur. Gen’in Dabbe, Büyü, Okul ve Beyza’nın Kadınları filmleri arasında “tür”ünün gerektirdiği öncelikli amacı yerine getirmesi konusunda en başarılı yapım olduğunu belirterek başka bir konuya geçmek istiyorum:
“Gibi olmak” yani “Amerikanvari olmak”
Film müzik kullanımlarından tutun, ritmine kadar, kamera açılarından başlayın, ışık kullanımdan devam edin, karakterlerinin gelişimine (olayı idrak edişleri) kadar tüm gücünü Amerikan Gerilim sinemasından birebir alıyor. Yani filme katılmış yerel bir özgünlük yok, yaratılmış ayrı bir gerilim dili yok!
Burada Altyazı dergisinden aldığım bir yazıyı direkt olarak aktarmak istiyorum, filmin yönetmeniTogan Gökbakar ile yapılmış bir söyleşiden alınmış:
Soru:
Tür olarak da aslında Amerikan bir geleneği takip ediyor film. Gerilim türünün özelliklerini Türkiye bağlamına oturtmak gibi bir kaygınız var mıydı?
Gerilim ve korku bizim kültürümüzde olmayan bir şey esasında. Yabancıların Halloween’i, Boogeyman’i, Exorcism’i varken, bizim yatırlarımız, gece gelecek karabasanlarımız, sakallı dedelerimiz, cinlerimiz filan var. Yabancılardaki kadar güçlü öğelerimiz yok aslında. Bir de Türk toplumunda “Kim korkuyor lan?” gibi “delikanlı” bir tavır var. Korkmak “eziklik” olarak adlandırıldığı için de, Halloween gibi bir durum zaten Türkiye’de olamaz. Bizim filmin de Türk kültürüne has bir öğesi yok. Bulgarca dublaj yap, Bulgaristan olabilir. Çok kabaca Amerikan filmleri gibi görülsün diye çekilmiş bir film. Amerikan gerilim filmi matematiğini ve onun araçlarını kullanarak yapılmış bir film
Böyle diyor yönetmen…
Haklılık payı olan noktalar var. Zordur ulusumuzu korkutmak, doğru. Radikal’de bir yazı vardı “Zordur gaz kaçağını çakmak yakarak kontrol eden bir toplumu korkutmak” diyordu :)
Doğru!
Ama burada yönetmenin yanıldığı nokta şuradan kaynaklanıyor.
Varoluşsal korkuların dini,ırkı,ulusu yoktur! İnsana has bir şeydir.
Ölümden korkmayan insan yoktur(İntihar edenler de ölümden korktukları için intihar ederler aslında. Hatta ölümden en çok intihar etmek isteyenler korkarlar. Amaç ölümü kontrol altına aldığını göstermektir kendi kendine.) Zaten “Gen” gerilme öğelerini Amerikanvari sinemadan almıyor. (yani korkuları ortaklaştırdığı noktayı yazının başında belirtmiştim) Yani film bir Hz.İsa ya da Halloween filmi değil ki! Amerikanvarilik biçimsel öğelerden kaynaklanıyor. (Dabbe’nin içeriksel özgünlüğünün biçimsel anlamda sağlanamaması gibi!) Film boyunca nerede korkacağımızı zaten biliyorduk. Müzik yükselir, kamera zoom yapar, ışık kararır, karakter yalnız başına bir ormanda yürüyordur, ilk önce gözlüklü ölür -şaka böyle bir sahne yok- Bunlar artık ucuz numaralar… Özgün olmak şart!
İçeriksel anlamda yerellik var mıydı filmde? Konu itibariyle yoktu.
Evrensel bir mevzu yönetmenin dediği gibi. Fakat dialoglar Dabbe’deki gibi uzaylı dialogları değildi…
Bizden birileri konuşuyordu orada. (en normal olanlar polislerdi kıstas onların konuşmalarıdır!) Tabi bir Babam ve Oğlum’daki doğallık yok. (Bu da tartışılır gerçi) Ama beklemekte filmin geneli açısından yanlış…
Bu durum biraz karışık…
Ben medeniyetler çatışmasının sonuna kadar karşısında olduğum için sanatsal anlamda bir etkileşim olması gerektiği kanaatindeyim. Fakat özgün bir Türk sineması yaratılmadan bu etkileşime gitmek hegomanya anlamına gelecektir, bunun da farkındayım!
Son birkaç söz olarak toplamaya çalışrsam söyleyeceklerimi:
Evet film önemli, fakat dikkatkle yaklaşılması gereken bir adım atıyor. Bu film olumlu eleştiriler alacaktır diye tahmin ediyorum fakat bu filmin “gibi olmak”ı amaçladığını da unutmamak gerekir.
Yoksa bu filmle kazanılacak muhtemel başarı bu filmlerin sayısını arttırmaya devam edecektir, bu da özgün bir gerilim sineması yartılması konusunda engel teşkil edecektir…
Sevgi ve de saygılarımla…
10. matematikci | 12 April 2006 tarihinde yazıldı. 4:30 pm
sevgili kezzap,aciklayici ve doyurucu yorumunuz icin tesekkur ederim kendi adima..merakla bekledigim bir filmdi gen.bazilari,bir filmi izlemeye gitmeden once hic bir elestiri duymak istemez..etki altinda kalmamak icin belki..ama benim tercihim yorumlari okuduktan sonra izlemek..bu anlamda cok yardimci oldunuz bana..filmin,ilk onbes dakikadan sonra herkesin cozecegi bir sonu var diye yazmissiniz..bunun da zamani var diye dusunuyorum..oncelikle vermek istedikleri duyguyu yasatabilmeleri gerekiyor..yani,filmin ana temasi gerilimse,oturdugumuz sinama koltugunda urpererek izlemeliyiz filmi..eger simdi bu hissi vermeyi basardilarsa ki yorumunuzdan basardiklarini anliyorum,bi sonraki adim da da daha fazlasini basaracaklardir..
11. KEzzAP | 12 April 2006 tarihinde yazıldı. 9:03 pm
Teşekkürler sevgili matematikçi…
Yardımcı olabildiysem ne mutlu!
Fakat “herkesin” ilk onbeş dakikadan itibaren çözebileceği bir sonu var demedim!
“Amerikan gerilim filmi matemtiğini çözmeyi başarabilen herkesin” tahmin edebileceği bir sonu var.
Yoksa çok klişe bir sonu yok öyle düşünmeyin!
12. matematikci | 13 April 2006 tarihinde yazıldı. 8:53 pm
anladim sevgili kezzap tekrar tesekkurler..izledigim zaman bir kez daha okuyacagim yorumunu..
sevgiler..
13. Yönetmen | 13 April 2006 tarihinde yazıldı. 10:09 pm
Ben de henuz izlemedim filmi, izledigim zaman ben de bir seyler yazarim diye umuyorum. Bu arada uzun zamandir bir yazi yazamadigimin farkindayim ancak Mahkum icin bir takim calismalar yapiyoruz, hatta 2 aydir “gocebe” olarak hayatimi surdurdugumu de itiraf edeyim. Umuyorum bu gayretlerimiz iyi sonuclar verir.
14. matematikci | 13 April 2006 tarihinde yazıldı. 11:17 pm
bu gayretin sonu guzel olacaktir sevgili yonetmen..ben buna inaniyorum yurekten!
kolayliklar dilerim..tabi ben boyle dedim diye kolay olmayacaktir ama iyi temennilerden baska bir yardimim olamiyor maalesef:)
sevgilerimle..
15. Nuh Bozdemir | 15 April 2006 tarihinde yazıldı. 11:49 pm
Projenin son durumu hakkında bizi bilgilendirirmisiniz?
16. Yönetmen | 16 April 2006 tarihinde yazıldı. 4:20 pm
Projenin cekim asamasina gelebilmesi icin gereken finans destegi icin bazi basvurularimiz oldu. Umuyorum kisa zaman icinde olumlu cevaplar alacagiz. Sonrasinda 1 ay ya da biraz daha fazla bir sure cekim hazirligi asamamiz olur. Onceleri Mayis 2006 gibi “motor” deriz diye umuyordum ama bizim disimizda gelisen sebeplerden oturu gecikmeler oldu-oluyor. Mahkum’un cekimlerinin bu yaz ya da eylul gibi yapilabilecegini hesapliyoruz. uzun zamandir yazmiyordunuz. Ilginize tesekkurler.
17. Nuh Bozdemir | 18 April 2006 tarihinde yazıldı. 7:18 pm
Sonunda bu aşamaya gelmesine sevindim.Proje üzerinde kafa patlattığımız için ilgilenme söz konusu oluyor, yazmasak da takip ediyoruz.
18. öğrenci | 21 April 2006 tarihinde yazıldı. 1:36 am
yani benimde böyle bir abim olsa ve bir de meşhur yenge bulsam 24 yaşındayım daha iyi birşey çıkarabilirdim. Bu kadar çok konu işlenmeye çalışılmaz ki bir korku filminde.. Herşeyi ve her bildiğimi göstereyim de olay olayım diye bir film bu kadar batırılmaz. Kopuk kopuk iğreeenç bir film. Şahan ise dünkü sümüklü bugün üniversite söyleşilerinde salondan adam çıkarabilecek kadar bişey olmuş!!!! Ayıp bence ayıp. Türk milleti sana sesleniyorum bu kadar fazla prim vermeyin böyle ne oldum delisi adamlara lütfen. ben Doğa Rutkay olarak değilde Müge olarak daha sağlam iş yapardım…
19. CEMŞİT | 22 April 2006 tarihinde yazıldı. 3:21 pm
Bu film korku filmi değildir.Bu amerikalıların suspense dediği gerilim filmlerindendir.Lütfen korku filmi demeyin.Büyü gibi kötü bir film bile korku sınıfına girerken Gen maalesef giremeyecek kadar kötü,anlamsız ve sırf para kazanmak için aceleye getirilerek çekilmiş bir film.Eee 21 yaşındaki adama sırf reklam olsun diye film yaparsanız,üstüne bir de sos olsun diye tecavüz sahnesi koyarsanız böyle rezil olursunuz,maalesef.
20. ayşenur akgünler | 23 April 2006 tarihinde yazıldı. 8:34 pm
film manyak. harika. süper. ama neden adı gen. onu anlayamadım. nerden bağlantı kurdunuz? bide yönetmenin filmde oynaması çok hoş olmuş. gerçekten çoğu kişinin dediği gibi bu bir korku filmi değil tamamen gerilim. 21 yaşında olupta böyle harika bi film yapmanız çok güzel bişey. büyük bir başarı. abinizle çok benziyosunuz. başarılar. başka filmlerinizide görmek isteriz. inşallah ilerde. ama lütfen sizde oynayın.
21. KEzzAP | 24 April 2006 tarihinde yazıldı. 10:31 am
Dikkat bu yazı filmin önemli yerlerini açık etmektedir!!!!
Filmin isminin “Gen” oluşu nereden kaynaklanıyor sorusu yoruma açık bir soru. Filmi yapanlar bu isimi neden koymuş olabilir bilemeyeeğim. Bir sürü sebebi olabilir. Ne bileyim belki de bir kısaltmadır.
Ama ben şöyle bir yorum yapıyorum (Bu yorum beni de tatmin etmiyor) Filmde Dr.Deniz kendi kanından olan, yani kendisine genetik özelliklerini aktaran diğer kişiyi aramaktadır; yani babasını. Ayrıca kendisi de filmin sonunda gebe kalır ve kendisi ile aynı “intikam” güdüsünü duyacak bir çocuk dünyaya getirecektir.
Şöyle başka bir yorum da yapabilirim. Korku, delilik ve en önemlisi İNTİKAM isteği hepimizin geninde vardır. Dr.Deniz intikam için oradadır, hastalar da intikam niyetindir gibi.Hepimizin genlerinde korku ve delilik vardır.Bu genetik özelliklerimizi toplumdan uyumsuz bir konuma gelecek şekilde ortaya çıkarırsak yerimiz akıl hastanesidir gibi…
Beni çok tatmin etmiyor, ama bulabildiğim cevaplar bunlar!
Ama üzerine düşünmek lazım biraz daha…
Amaçları da budur herhalde yapımcıların!
22. jülide tunca | 02 June 2006 tarihinde yazıldı. 8:10 pm
gen iğrenç bir filim korkutucu ama belit özükan oynarsa süper olurrrrrrr
23. elif ongun | 17 June 2006 tarihinde yazıldı. 6:59 pm
henüz filmi izleme fırsatı bulamadım ama anlatılanlara göre güzel bi filimmiş kimi çevrelerce daha iyi olması bekleniliyomuş ama kimse unutmasın ki togan gökbakar henüz 21 yaşında va yanlış bilmiyosam ilk yönetmenlik ve ilk sinema filmi deneyimi bunu göz ardı etmemek gerek bence filmi kesinlikle izlicem ve o zaman bi daha yorum yazıcam
24. birgülkoşan | 29 June 2006 tarihinde yazıldı. 12:20 am
bnce çok güzel filmleri gösteriyor ama bide seyredebilsek…
25. ASUDE USER | 30 March 2007 tarihinde yazıldı. 2:35 am
ben sinema tutkunu biriyim ama babam ve kardesimi sinema cikisi kaybettimden dolayi uzun bir suredir sinemaya gitmiyorum film izlemeye..
ama bir cok filmi cd.lerinden takip ediyorum..
benje bu film hos olmus yani bi turk filmine gore.. sasirdim……….
ama bana bu filmin konusu bir romandaki seri katil, bir amerikan filmindeki akil hastanesinden.. esintilerle dolu geldi yani fil mi izlerken yabancilik cekmedim..
ama yine hos olmus!! insani izlerken heyecanlansdirmayi basariyor.. fakat sirali olumlerde , klasik isik yanip sonmeleri, yabanci filmlerden calinmis korku efektleri.. cinayetler islenirken insanin gozunu ekrandan kacirmasina gerek olmamasi.. kisaci pek gerilmiyorsunuz filmi izlerken!
yorum yapan diger ark.lardan birinin dedigi gibide sonunu tahmin etmek , cok da zor olmuyor!!
aslinda yeni turk filmlerinin bir cogunu beyenmem, genelde dram olanlari beyenirim… belkide turk sinemasina cok onyargili baktigim icin bu kadar fazla kusur buluyorumdur.. ama bu fil guzel olmus eger ustunde daha fazla emek harcansaydi.. benje cok daha iyi seyler ortaya cikabilirdi..
26. buse | 20 April 2008 tarihinde yazıldı. 12:28 pm
süper bi flm gerçekten bn izledim ve korktum herkezi tebrik ederim
Yorum yazın
Bazı HTML kodları kullanılabilir:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>
Bu yazıyı izle | Yorumlara RSS yöntemiyle abonelik