Chiaroscuro; Sinemada Işık…

10 January 2006

Frank Capra - Meet John Doe (1941)Chiaroscuro; sözlük anlamıyla, iki italyan kelimenin (açık/parlak) ve (karanlık) kombinasyonu, anlaşılır bir ışık ve gölge kontrastı anlamına gelir. Genellikle yüksek contrast ışık ya da “Rembrandt ışıklandırması” kullanarak elde edilir. Düz ışıklandırma ya da TV ışıklandırması (gölgesiz parlak ve düz ışık) chiaroscuro’nun tam tersidir.F.F.Coppola - Apocalypse Now (1979)

The African Queen (1951) ve The Barefoot Contessa (1954) gibi filmlerin görüntü yönetmeni Jack Cardiff “Ekonomi ve yalınlık, bu Caravaggio‘dur. Drama ve organizasyon, bu da Turner‘dir. İşte bu bir sahneyi ışıklandırırken düşündüğün şeydir” der.

Sinema sanatının temel bileşenlerinden belki de en önemlisi görüntüdür hiç şüphesiz. Önemli görüntü yönetmenlerinin hemen hepsi, klasik resim sanatının ustalarının eserlerini incelemiş ve büyük çoğunlukla da sinema sanatı için Chiaroscuro’da karar kılmışlardır. Sinema sanatı ve görsellik dendiğinde ilk önce akla ışık ve gölge gelmektedir. Işık ve gölge görüntüye anlam verir, tutkuyu, korkuyu, umudu, sevinci ve hüznü sırtında taşıyan en önemli anlatım elementlerinden biri haline gelir. Drama gibi klasik ve mimetik bir sanat için; Rembrandt, Vermeer, Caravaggio, Turner, Pieter de Hooch gibi klasik ve “dramatik” ressamların örnek alınmasına şaşmamalı.

Dido Building Carthage - Turner 1815.jpg
Efsane görüntü yönetmenlerinden Tonino Delli Colli, Gülün Adı’nın -Name der Rose, Der (1986)- çekimlerinden önce filmin geçtiği döneme ait klasik ressamların tablolarını ders çalışır gibi çalıştığını söylemektedir. Ülkemizin karanlıktan korkan kameramanlarına ders olacak bir lakabı olan Gordon Willis‘e ne demeli: Karanlıklar Prensi. Willis’in unutulmaz The Godfather (1972)‘in görüntü yönetmeni olduğunu söylersek, sanırız Karanlıklar Prensi lakabını neden kazandığını da söylemiş olacağız. Ülkemizden sıradan bir görüntü yönetmeninin bildiği tüm şeylere aykırıdır, Willis’in ışıklandırması.
Caravaggio.The Calling of Saint Matthew

Yüksek kontrast, güçlü ters ışık, daha fazla dramatik etki. Kompozisyon ve ışıklandırmada doğu minyatürleri örnek alınarak bir sinema görselliği oluşturulabilmesi zor görünüyor. Nedeni ise karmaşık değil: Doğu sanatları mimetik değildirler. Mimesis, klasik drama ve klasik resim sanatıdır. Mimetik sanatlar yaşadığımız evrenin bir simülasyonunu kurmaya çalışırlar. Daha önceleri de mahkum.net sayfalarında tartıştığımız temel konuların etrafında dolaşmaya devam ediyor ve sizlere de önce klasik ve temel sorunları ele almak gerektiği savımızı öneriyoruz.
Giovanni Baglione.Sacred Love Versus Profane Love.1602-1603

Örneğin bir portre görüntüsünde ışıkları sete yerleştirirken yapacağınız Rembrandt ışıklandırmasında anahtar nokta, genellikle kamera merceğinden uzaktaki gözün altında bir üçgen ya da elmas şekli oluşturmaktır. Yüzün bir tarafı ana ışık kaynağından gayet iyi ışık alırken diğer tarafı ışıkların ve gölgelerin kesişim yeri olur. Bu chiaroscuro olarak bilinir ve insan yüzünde geometrik bir şekil oluşturmak için kullanılır. İnsan yüzü görüntüleri bu sayede vesikalık fotoğrafların iki boyutlu halinden kurtulur ve derinlikli bir hal alır.

Mahkum’da yukarıda isimlerini saydığımız görüntü yönetmenlerini aratmayacak kadar yetenekli ve dramatik ışıklandırmaya hakim bir görüntü yönetmeniyle çalışsak sizce nasıl olur? En azından aynı dili konuşurduk :)

Rembrandt Işıklandırması

Bu yazı Sinema Hakkında konusuyla ilgili.

4 Yorum Yazıldı. Siz de yorum yazın.

  • 1. Lilith  |  13 January 2006 tarihinde yazıldı. 11:28 pm

    Işıklandırmayı ön planda dusundugunuze gore film daha cok kapalı mekanlarda mı geçecek ? Ipucu yakaladik galiba. Işiklandirmanin onemi buyuk gercekten, belki bir filmi izlerken buyusune kapilmamizin ve bunu aciklayamamizin onemli sebeplerinden biri ışık ve golgenin oyunları. Umarım orneklerini verdiginiz gibi bir görüntü yönetmeni ile çalışabilirsiniz, yakışır…

  • 2. Yönetmen  |  14 January 2006 tarihinde yazıldı. 11:06 pm

    Işık ve gölge aslında sadece kapalı mekanlarda dikkat çekiyor ama bütün görüntüler için önemli. Yazıda adı geçen Turner manzara ressamıdır örneğin. Mahkum’un pek çok sahnesi dış mekanda. İyi dileklerinize katılıyoruz…

  • 3. Afşar ÇELİK  |  21 March 2006 tarihinde yazıldı. 12:15 am

    Işık üzerine son derece “aydınlatıcı” bir yazı olmuş. her şeyin kara düzen, “raflektör kullan” yüzdeki gölgeleri sil anlayışıyla yapıldığı ülkemiz sinemasında bir şeylerin değişeceğinin belki de değiştiğinin habercisi gibi…

  • 4. bilge  |  01 February 2007 tarihinde yazıldı. 12:16 pm

    herşeyi görüyor olmanın büyüsü yok büyüyü yaratan ve bizi peşinden koşturan göremediklerimiz

Yorum yazın

Required

Required, hidden

Bazı HTML kodları kullanılabilir:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

Bu yazıyı izle  |  Yorumlara RSS yöntemiyle abonelik


Takvim

January 2006
M T W T F S S
« Dec   Feb »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Son Eklenenler