<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Comments on: Mahkum.Net Listesi (Sonuclar)</title>
	<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/</link>
	<description>“düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara...”</description>
	<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 06:48:51 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.2</generator>
		<item>
		<title>By: ilknur eyilik</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-2724</link>
		<dc:creator>ilknur eyilik</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2006 13:40:45 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-2724</guid>
		<description>melih'e mehmet aslantuğ oynamalı aslı'yı ise ahu türkpençe oynamalıdır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>melih&#8217;e mehmet aslantuğ oynamalı aslı&#8217;yı ise ahu türkpençe oynamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: ilone şükran</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-2625</link>
		<dc:creator>ilone şükran</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jun 2006 12:21:10 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-2625</guid>
		<description>merhabalar,
gerçekten bu film projesinin nasıl olacağını çok merak ediyorum.şimdiden heyecanlandım içim kıpır kıpır oldu ne yalan söyleyeyim,
aslına bakarsanız ben de bir tiyatro oyuncusu olarak küçük bir rol almak isterdim,
ama tabi nasıl olur bilemem, 
bunu gerçekten tüm kalbimle isterdim,ki bunun için hiç bri şey talep dahi etmem,imkanım ölçüsünde bir şeyler yapmak dahi isterdim.
ulaşmak isterseniz şayet ***@yahoo.com.tr mail adresimden bana ulaşabilirsiniz.
olmazsa da canınız sağolsun,
ben yine zevkle takip eder,izlerim,
saygılar,,
bol şans size...

</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>merhabalar,<br />
gerçekten bu film projesinin nasıl olacağını çok merak ediyorum.şimdiden heyecanlandım içim kıpır kıpır oldu ne yalan söyleyeyim,<br />
aslına bakarsanız ben de bir tiyatro oyuncusu olarak küçük bir rol almak isterdim,<br />
ama tabi nasıl olur bilemem,<br />
bunu gerçekten tüm kalbimle isterdim,ki bunun için hiç bri şey talep dahi etmem,imkanım ölçüsünde bir şeyler yapmak dahi isterdim.<br />
ulaşmak isterseniz şayet ***@yahoo.com.tr mail adresimden bana ulaşabilirsiniz.<br />
olmazsa da canınız sağolsun,<br />
ben yine zevkle takip eder,izlerim,<br />
saygılar,,<br />
bol şans size&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: corto</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-2514</link>
		<dc:creator>corto</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2006 01:08:44 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-2514</guid>
		<description>tuhaf didişmelerin kaynağı olan bir akılla aynı filmde tepe olmak insanın sinirini bozsa da; doğruların uçurumunda parçalanma estetiğine boyun eğmeli insan.  ya da terbiyesiz bir biçimde estetiğin doğrularına erişmiş varoluşa saygı duymak.
SAKLI bu anlamda kezzap'la tüm hissiyatta hemfikir olabileceğim bir filmdir. başlangıcından finaline kadar her karenin ölçülüp tartıldığı. zoom out oldukça bize,  bizim; tüm dünyada olup bitene karşı tutumumuzu yansıtması açısından harikuladedir. her şeyi yerli yerinde olan burjuva özlemli hayatımızın, geçmişimizdeki; kırık manevralarını ve yaşamımızda deger bile olarak görmediğimiz yaşam formlarının nasıl olup ta bir gün inandığımız tüm degerleri kökten sarsabileceğini göstermesi filmin ayrı bir mucizesidir."saklı" fransız bir burjuva ailesinin eril ferdinin küçük bir çocukluk hatasından bizi ırak savaşında ne tarafta durduğumuza kadar sorgular. tikel bir kinin yıllarca saklandığı bir düzen bozuculuğun alaşağı ettiği duyarlılığı, toplu bir cinnettin yaşayabileceği geleceğin kafasına vurulan bir ayna gibi paramparça eder. ama biz bu dünyada gördüğümüz tüm kötülükleri kendi kıçımızı sağlama almak için bildiğimiz halde içimizde bir yerlerde saklı tutarız. hatta bir gün ölürken bile içimizde dünyada yapılan tüm kötülüklere rağmen saklarız. kimdir "saklı" da yaşanılanları kameraya çekip karşılık beklemeden şantaj yapan? kimdir iktisadi bir karşılığı olmayan rahatsızlığı yayan? sanatı seviyorum. haneke'yi seviyorum. biz gittikten sonra bile,  bu dünya da aklın mutluluğa götürüldüğü öbür jenerasyonu görmek istiyorum. parktaki bastonuma yaslanırken. salt kendi çıkarlarımız için adi bir orospu gibi kabul ettiğimiz dayatmalardan nefret ediyorum. bişeyistlerden nefret ediyorum. birey olmadan topluluğa karışanlardan hatta birey olanlardan daha çok kurbağa vraklaması çıkarıp iktidar olmak için tepesindeki yırtıcıları kovanlardan nefret ediyorum. ağaçtaki yapraktan, çöldeki kumdan, umursamadan üzerine bastığımız böcekten daha değerli değiliz biz. mezarlıklar türümüzle dolu. adımızı kim biliyor ki?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tuhaf didişmelerin kaynağı olan bir akılla aynı filmde tepe olmak insanın sinirini bozsa da; doğruların uçurumunda parçalanma estetiğine boyun eğmeli insan.  ya da terbiyesiz bir biçimde estetiğin doğrularına erişmiş varoluşa saygı duymak.<br />
SAKLI bu anlamda kezzap&#8217;la tüm hissiyatta hemfikir olabileceğim bir filmdir. başlangıcından finaline kadar her karenin ölçülüp tartıldığı. zoom out oldukça bize,  bizim; tüm dünyada olup bitene karşı tutumumuzu yansıtması açısından harikuladedir. her şeyi yerli yerinde olan burjuva özlemli hayatımızın, geçmişimizdeki; kırık manevralarını ve yaşamımızda deger bile olarak görmediğimiz yaşam formlarının nasıl olup ta bir gün inandığımız tüm degerleri kökten sarsabileceğini göstermesi filmin ayrı bir mucizesidir.&#8221;saklı&#8221; fransız bir burjuva ailesinin eril ferdinin küçük bir çocukluk hatasından bizi ırak savaşında ne tarafta durduğumuza kadar sorgular. tikel bir kinin yıllarca saklandığı bir düzen bozuculuğun alaşağı ettiği duyarlılığı, toplu bir cinnettin yaşayabileceği geleceğin kafasına vurulan bir ayna gibi paramparça eder. ama biz bu dünyada gördüğümüz tüm kötülükleri kendi kıçımızı sağlama almak için bildiğimiz halde içimizde bir yerlerde saklı tutarız. hatta bir gün ölürken bile içimizde dünyada yapılan tüm kötülüklere rağmen saklarız. kimdir &#8220;saklı&#8221; da yaşanılanları kameraya çekip karşılık beklemeden şantaj yapan? kimdir iktisadi bir karşılığı olmayan rahatsızlığı yayan? sanatı seviyorum. haneke&#8217;yi seviyorum. biz gittikten sonra bile,  bu dünya da aklın mutluluğa götürüldüğü öbür jenerasyonu görmek istiyorum. parktaki bastonuma yaslanırken. salt kendi çıkarlarımız için adi bir orospu gibi kabul ettiğimiz dayatmalardan nefret ediyorum. bişeyistlerden nefret ediyorum. birey olmadan topluluğa karışanlardan hatta birey olanlardan daha çok kurbağa vraklaması çıkarıp iktidar olmak için tepesindeki yırtıcıları kovanlardan nefret ediyorum. ağaçtaki yapraktan, çöldeki kumdan, umursamadan üzerine bastığımız böcekten daha değerli değiliz biz. mezarlıklar türümüzle dolu. adımızı kim biliyor ki?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: anıl aydın</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-1653</link>
		<dc:creator>anıl aydın</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 May 2006 19:16:22 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-1653</guid>
		<description>bak dunyanın en iyi filmi neymiş NURİŞ olağan şüpheliler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bak dunyanın en iyi filmi neymiş NURİŞ olağan şüpheliler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: KEzzAP</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-1125</link>
		<dc:creator>KEzzAP</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2006 11:55:56 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-1125</guid>
		<description>Ben de Kurdun Zamanı'nı izleyememiştim. Kurdun Zamanı filmi olumsuz eleştiriler almıştı, sadece bunu biliyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben de Kurdun Zamanı&#8217;nı izleyememiştim. Kurdun Zamanı filmi olumsuz eleştiriler almıştı, sadece bunu biliyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Yönetmen</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-1122</link>
		<dc:creator>Yönetmen</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2006 22:09:28 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-1122</guid>
		<description>Ben izlemedim malesef. Le Temps du loup (2003) (kurdun zamani)ni izleme sansim olmustu. </description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben izlemedim malesef. Le Temps du loup (2003) (kurdun zamani)ni izleme sansim olmustu.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: KEzzAP</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-1120</link>
		<dc:creator>KEzzAP</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2006 16:42:16 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-1120</guid>
		<description>Michael Haneke'nin son filmi Caché'yi (Saklı) izleyen var mı?

Diğer filmlerini de çok beğeniyordum, en tuttuğum Funny Games'ti hatta. Fakat üstat, bu son filminde gerçekten Funny Games'ten daha beter sallıyor ve de rahatsız ediyor insanı diyebilirim. Kesinlikle en iyi filmi bence. 
Ben en iyi  listeme hemen ekledim bu filmi açıkçası.
Böyle tek başına konuşmak hoşuma gitmiyor. İzleyen varsa filmdeki soru işaretlerini de tartışmak isterim. 
Ayrıca altyazı dergisine de kapak oldu:

http://www.altyazi.net/mart06/sy-49-kapak-b.jpg


Kaçırılmamalı! Mutlaka izlenmeli...
</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Michael Haneke&#8217;nin son filmi Caché&#8217;yi (Saklı) izleyen var mı?</p>
<p>Diğer filmlerini de çok beğeniyordum, en tuttuğum Funny Games&#8217;ti hatta. Fakat üstat, bu son filminde gerçekten Funny Games&#8217;ten daha beter sallıyor ve de rahatsız ediyor insanı diyebilirim. Kesinlikle en iyi filmi bence.<br />
Ben en iyi  listeme hemen ekledim bu filmi açıkçası.<br />
Böyle tek başına konuşmak hoşuma gitmiyor. İzleyen varsa filmdeki soru işaretlerini de tartışmak isterim.<br />
Ayrıca altyazı dergisine de kapak oldu:</p>
<p><a href="http://www.altyazi.net/mart06/sy-49-kapak-b.jpg" rel="nofollow">http://www.altyazi.net/mart06/sy-49-kapak-b.jpg</a></p>
<p>Kaçırılmamalı! Mutlaka izlenmeli&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: corto</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-982</link>
		<dc:creator>corto</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2006 06:48:32 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-982</guid>
		<description>hayır sayın kezzap 
Aydınlatmanızı istediğim her hangi bir soru işareti kalmadı.

Size karşı yanlış bir kelime kullandıysam  beni affedin.

Ben de yazdıklarımla, neyi ifade etmek istediğimi çok iyi anlattım sanıyorum.

artık anlatacak bir şey kalmadığına göre hoşçakalın demek güzel bir kapanış olur.
</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hayır sayın kezzap<br />
Aydınlatmanızı istediğim her hangi bir soru işareti kalmadı.</p>
<p>Size karşı yanlış bir kelime kullandıysam  beni affedin.</p>
<p>Ben de yazdıklarımla, neyi ifade etmek istediğimi çok iyi anlattım sanıyorum.</p>
<p>artık anlatacak bir şey kalmadığına göre hoşçakalın demek güzel bir kapanış olur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: KEzzAP</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-966</link>
		<dc:creator>KEzzAP</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2006 21:06:34 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-966</guid>
		<description>Evet sayın corto...
Tavsiyenize uyup olayı kişisel boyuttan alıp bölüşme platformuna gitmeyi tercih ediyorum...

Şu ana kadar sürçü lisan ettiysem affola, diyorum...

Şu ana kadarki yazılarımda anlatmak istediklerimi ifade edebildiğimi düşünüyorum... 
Hala bir soru işareti varsa tüm içtenliğimle cevaplamaya hazırım!

</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evet sayın corto&#8230;<br />
Tavsiyenize uyup olayı kişisel boyuttan alıp bölüşme platformuna gitmeyi tercih ediyorum&#8230;</p>
<p>Şu ana kadar sürçü lisan ettiysem affola, diyorum&#8230;</p>
<p>Şu ana kadarki yazılarımda anlatmak istediklerimi ifade edebildiğimi düşünüyorum&#8230;<br />
Hala bir soru işareti varsa tüm içtenliğimle cevaplamaya hazırım!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Yönetmen</title>
		<link>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-961</link>
		<dc:creator>Yönetmen</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2006 06:02:52 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.mahkum.net/2005/12/30/mahkum-net-listesi-sonuclar/#comment-961</guid>
		<description>Tartışma, kişiselleşmezse iyi gidiyor. Özetle çok bilindik bir sanat felsefesi tartışmasına dayanıyor burada konuşulanlar. 

Biçim mi, öz mü?

Buralarda bir yerlerde türk sinemasının en önemli sorununun yarı-aydın sinemacılar ve iş bitirici yapımcılar olduğunu yazmıştım. Biçim/öz ya da popülizm/elitizm ya da kabuk/içerik gibi ikilemler her zaman var olmuştur. Her sanat dalında hem de. Bu sorulara vereceğiniz cevaplar, aslında sizi siz yapan kültürel kodları, dünya görüşünü, ontolojik, epistemolojik, semiyotik, hermenotik kodları bulmanıza yarar. Türk sinemasının bu aşamaları geçmesi kolay değil. Neden? Çünkü temelde mimetik bir sanat olan sinema sanatı, bizim kültürel kodlarımızda "bugün anlaşıldığı gibi" bulunmuyor. Hintlilerin sinemayı nasıl algıladıklarını düşünün. Bir "sinema yaratıcısı"nı zorlayan en büyük gerçek, sinema yapmanın pahalı oluşudur. Bugün için "sinema yapmak" dijital teknolojiler sayesinde ucuzlasa da yaptığınızı izletmek için hala büyük sermayelere ihtiyacınız var ve bu da sinemanın ticari tarafının var olmasını gerektiriyor. Belki yakın gelecekte internetin hızlanması ve gelişmesi ile düşük maliyetle üretilmiş filmler yine düşük maliyetlerle kitlelere ulaşmaya başlayacak. Ama nereden baksanız yine çok sayıda emekçiye para ödemek zorunda kalacağınız bir sanat olarak varlığını sürdürecek. Şimdi ikilem şu: seyirci gelsin derseniz, harcadığım paralar gişeden geri dönsün derseniz, paranın kokusunu alıp bu işten para kazanalım derseniz, corto'nun dediği gibi "saygıyı haketmeyen" insan oluyorsunuz, ya da "bir festivalden ödül veya bakanlıktan para bulur çekeriz, bu bana yeter" diyorsanız sanatçı oluyorsunuz, onurlu oluyorsunuz. Tahmin edersiniz ki gerçekler bu kadar yalın ve karikatürize değil. Her şeyden önce doğada bu ikilem yok. Örnek: elma. Elma hem havasın damak zevkine hitap eder hem de avamın. Hem kitlelerle barışıktır hem de seçkinlerle.  İkilem, aslında insan zihninin "yarattığı" bir ikilem. Benim şimdi burada bu kadarla yetinceğim bu cümleler, dediğim gibi sizi kültürel kodları çözmeniz/keşfetmeniz konusunda zorlayacak. Biz ta en baştan beri "Mahkum çok katmanlı bir film olsun" diye arzuladığımızı burada sizlerle paylaşıyoruz. Elma'yı örnek almaya çalışıyoruz. Bunun yolu nedir derseniz, bilmiyorum. Henüz bilmiyorum. Bu deşifre süreci, teorik+pratik çalışmalarla,  çok sayıda insanın emek vermesiyle ve çok uzun bir süreçte ortaya çıkacaktır diye de hissediyorum. Şu an için en doğru tavrın üretmek ve neler olduğuna dikkatlice bakmak olduğunu düşünüyorum. Yapılması gerekenin Vizontele ile ya da Angelopoulos ile özdeşleşmek olduğunu zannetmiyorum. Önerdiğim yol şu: elma gibi olabilmek için sakin olmak gerekiyor. İnsan zihninin varyantları fazlaca dolambaçlı olabiliyor, kaybolmak ve zihnimizi bir labirente kendi ellerimizle dönüştürmek, gayet olası... "Dışınızda olup bitenleri boşverin, siz bir şeyler üretin" şeklinde bir slogan türetmek sağlıklı bir yol olabilir.

Benim en sevdiğim filmlerden biri &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0099334/"&gt;Cyrano De Bergerac&lt;/a&gt;'tır. Çünkü Cyrano karakterini çok seviyorum. Kasılarak "Neden Tarkovsky, Angelopoulos vs. filmlerinden biri değil?" diye beni eleştirecek olan eleştirsin, bana ne? Anne ve babanızı siz seçmediniz ama onları seversiniz. Onların dünyanın birinci sınıf düşünürleri ya da sanatçıları olması gerekmez değil mi? Cyrano'da benden çok şey var. Belki de olmak istediğim karakterdir, bilemiyorum. Bu Cyrano'yu en sevdiğim filmlerden biri yapmaya yeter.  Çünkü ben insanım. Sinemayı bir sopa gibi algılamazsanız eğer onu daha çok seversiniz. Sinema ideolojik bir sopa değildir. İlla ki insanları dürtmenize mi yarar? Çok katmanlı sanat eseri tanımı tam olarak burada yapılabilir: bir sanat eserinin içerdiği anlamlar, yüklendiği misyonlar o eserin içinde değişik oranlarda bulundurulur ve bu oranlar doğru bir şekilde yerleştirilebilirse o sinema eseri çok katmanlı olmayı başarabilir. Organize İşler de çok katmanlı bir filmdir. Şaşırdınız değil mi? Ancak Organize İşler'de "ideolojik işler"in oranı profesörün masasında dekor olarak duran Marx kitabı kadar(cık)... Tercih ona göre yapılmış. "Sinema yaratıcıları" önce ne yapmak istediklerine karar verecekler. Sonra karşılarındaki izleyici adı verilen şeyin "insan" olduğunu unutmayacaklar. İnsan dediğimiz şeyin kafasında bin tane tilki döner. Canı sıkılır. Aşıktır, geçim derdi vardır, kaçış aramaktadır. İçerdiği vitaminleri mis gibi kokusuyla, tadıyla, görüntüsüyle veren elma gibi uygun oranlarda karıştırıp veremediği zaman, sinema ya elitist olur ya da popülist. </description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tartışma, kişiselleşmezse iyi gidiyor. Özetle çok bilindik bir sanat felsefesi tartışmasına dayanıyor burada konuşulanlar. </p>
<p>Biçim mi, öz mü?</p>
<p>Buralarda bir yerlerde türk sinemasının en önemli sorununun yarı-aydın sinemacılar ve iş bitirici yapımcılar olduğunu yazmıştım. Biçim/öz ya da popülizm/elitizm ya da kabuk/içerik gibi ikilemler her zaman var olmuştur. Her sanat dalında hem de. Bu sorulara vereceğiniz cevaplar, aslında sizi siz yapan kültürel kodları, dünya görüşünü, ontolojik, epistemolojik, semiyotik, hermenotik kodları bulmanıza yarar. Türk sinemasının bu aşamaları geçmesi kolay değil. Neden? Çünkü temelde mimetik bir sanat olan sinema sanatı, bizim kültürel kodlarımızda &#8220;bugün anlaşıldığı gibi&#8221; bulunmuyor. Hintlilerin sinemayı nasıl algıladıklarını düşünün. Bir &#8220;sinema yaratıcısı&#8221;nı zorlayan en büyük gerçek, sinema yapmanın pahalı oluşudur. Bugün için &#8220;sinema yapmak&#8221; dijital teknolojiler sayesinde ucuzlasa da yaptığınızı izletmek için hala büyük sermayelere ihtiyacınız var ve bu da sinemanın ticari tarafının var olmasını gerektiriyor. Belki yakın gelecekte internetin hızlanması ve gelişmesi ile düşük maliyetle üretilmiş filmler yine düşük maliyetlerle kitlelere ulaşmaya başlayacak. Ama nereden baksanız yine çok sayıda emekçiye para ödemek zorunda kalacağınız bir sanat olarak varlığını sürdürecek. Şimdi ikilem şu: seyirci gelsin derseniz, harcadığım paralar gişeden geri dönsün derseniz, paranın kokusunu alıp bu işten para kazanalım derseniz, corto&#8217;nun dediği gibi &#8220;saygıyı haketmeyen&#8221; insan oluyorsunuz, ya da &#8220;bir festivalden ödül veya bakanlıktan para bulur çekeriz, bu bana yeter&#8221; diyorsanız sanatçı oluyorsunuz, onurlu oluyorsunuz. Tahmin edersiniz ki gerçekler bu kadar yalın ve karikatürize değil. Her şeyden önce doğada bu ikilem yok. Örnek: elma. Elma hem havasın damak zevkine hitap eder hem de avamın. Hem kitlelerle barışıktır hem de seçkinlerle.  İkilem, aslında insan zihninin &#8220;yarattığı&#8221; bir ikilem. Benim şimdi burada bu kadarla yetinceğim bu cümleler, dediğim gibi sizi kültürel kodları çözmeniz/keşfetmeniz konusunda zorlayacak. Biz ta en baştan beri &#8220;Mahkum çok katmanlı bir film olsun&#8221; diye arzuladığımızı burada sizlerle paylaşıyoruz. Elma&#8217;yı örnek almaya çalışıyoruz. Bunun yolu nedir derseniz, bilmiyorum. Henüz bilmiyorum. Bu deşifre süreci, teorik+pratik çalışmalarla,  çok sayıda insanın emek vermesiyle ve çok uzun bir süreçte ortaya çıkacaktır diye de hissediyorum. Şu an için en doğru tavrın üretmek ve neler olduğuna dikkatlice bakmak olduğunu düşünüyorum. Yapılması gerekenin Vizontele ile ya da Angelopoulos ile özdeşleşmek olduğunu zannetmiyorum. Önerdiğim yol şu: elma gibi olabilmek için sakin olmak gerekiyor. İnsan zihninin varyantları fazlaca dolambaçlı olabiliyor, kaybolmak ve zihnimizi bir labirente kendi ellerimizle dönüştürmek, gayet olası&#8230; &#8220;Dışınızda olup bitenleri boşverin, siz bir şeyler üretin&#8221; şeklinde bir slogan türetmek sağlıklı bir yol olabilir.</p>
<p>Benim en sevdiğim filmlerden biri <a href="http://www.imdb.com/title/tt0099334/">Cyrano De Bergerac</a>&#8216;tır. Çünkü Cyrano karakterini çok seviyorum. Kasılarak &#8220;Neden Tarkovsky, Angelopoulos vs. filmlerinden biri değil?&#8221; diye beni eleştirecek olan eleştirsin, bana ne? Anne ve babanızı siz seçmediniz ama onları seversiniz. Onların dünyanın birinci sınıf düşünürleri ya da sanatçıları olması gerekmez değil mi? Cyrano&#8217;da benden çok şey var. Belki de olmak istediğim karakterdir, bilemiyorum. Bu Cyrano&#8217;yu en sevdiğim filmlerden biri yapmaya yeter.  Çünkü ben insanım. Sinemayı bir sopa gibi algılamazsanız eğer onu daha çok seversiniz. Sinema ideolojik bir sopa değildir. İlla ki insanları dürtmenize mi yarar? Çok katmanlı sanat eseri tanımı tam olarak burada yapılabilir: bir sanat eserinin içerdiği anlamlar, yüklendiği misyonlar o eserin içinde değişik oranlarda bulundurulur ve bu oranlar doğru bir şekilde yerleştirilebilirse o sinema eseri çok katmanlı olmayı başarabilir. Organize İşler de çok katmanlı bir filmdir. Şaşırdınız değil mi? Ancak Organize İşler&#8217;de &#8220;ideolojik işler&#8221;in oranı profesörün masasında dekor olarak duran Marx kitabı kadar(cık)&#8230; Tercih ona göre yapılmış. &#8220;Sinema yaratıcıları&#8221; önce ne yapmak istediklerine karar verecekler. Sonra karşılarındaki izleyici adı verilen şeyin &#8220;insan&#8221; olduğunu unutmayacaklar. İnsan dediğimiz şeyin kafasında bin tane tilki döner. Canı sıkılır. Aşıktır, geçim derdi vardır, kaçış aramaktadır. İçerdiği vitaminleri mis gibi kokusuyla, tadıyla, görüntüsüyle veren elma gibi uygun oranlarda karıştırıp veremediği zaman, sinema ya elitist olur ya da popülist.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
