En İyi Korku Filmi Performansları

31 October 2005

Jack Torrence
İnternette ya da başka medya ortamlarında bu tarz başlıklarla zaman zaman karşılaşıyoruz ve hemen listeyi gözden geçirip, hafızamızı sınıyoruz. Listeler yapılıyor, okuyucu-katılımcı anketlerinin yapıldığı ülkelere ve araştırmayı yapan yayın organına bakıyoruz. Çoğu zaman burun kıvırıyoruz. Örneğin daha önce burada yayınladığımız Time listesini fazla amerikan buluyoruz. Ya da başka bir listeyi de fazla uçuk buluyoruz. Korku filmleri ile ilgili yapılmış bir listeye biz de yer verelim istedik:

The 100 Greatest Horror Movie Performances

Ben kendi adıma aşağıdaki numaralardaki performansları bu 100 listesinde kabul ediyorum. Diğerlerini ya bilmiyor ya da ciddiye almıyorum. Örneğin Dr. Jekyll and Mr. Hyde’daki performansı ile Spencer Tracy bu listeye girmeliydi. Ya da Omen’deki ürkütücü çocuk bakıcısı Mrs. Baylock rolüyle Billie Whitelaw. Biraz düşününce daha pek çok isim bulmak mümkün. Exorcist’ten Ellen Burstyn ve Linda Blair haklı olarak listedeler, peki ama Max Von Sydow ve Jason Miller neredeler? Hatta sinema delisi dedektif William Kinderman rolündeki Lee J.Cobb?

92
90
89
76
67
62
59
54
50
42
27
21
20
19
14
13
10
9
8
6
3
2
1

Mahkum için ise korku filmi değil de gerilim filmi demeyi sanırım kendi adıma daha uygun buluyorum. Wes Craven filmleri ile aynı kategoride değiliz. İlginç bir şekilde, filmimizde seks ve şiddet yok. Ne olacak halimiz?

Bu yazı Sinema Hakkında konusuyla ilgili.

17 Yorum Yazıldı. Siz de yorum yazın.

  • 1. KEzzAP  |  01 November 2005 tarihinde yazıldı. 1:24 am

    Korku filmi kültürüm yok denecek kadar azdır.
    Bana çok hitap etmiyor.
    Ama tür olarak çok zor bir tür olduğu kanaatindeyim.
    “Bööööö” demeden insanları korkutmak çok zor olsa gerek.
    Gerçi “böööö” diyen o kadar çok korku filmi var ki.Hele son zamanlarda…
    Ayrıca listeye neden “şeytan”ın türkiye versiyonundaki Hülya Koçyiğit performansını almadıklarını anlamadım :))))

    Yapmamak lazım…
    Bulaşmamak lazım…
    Bak ben bulaşıyor muyum?
    Gerilim tercihimdir…

  • 2. Yönetmen  |  01 November 2005 tarihinde yazıldı. 11:16 am

    Sevgili Kezzap,
    senin “bööö” olarak nitelediğin filmlerdeki olaya “kese kağıdı etkisi” diyorum. Karanlık bir ortamdasınız. Belki sevdikleriniz yanınızda ama önünüzde “perde” adını verdikleri kocaman bir şey var. Başınızı yana çevirseniz bile perdeyi görüyorsunuz. Hem ayrıca perdedeki şeyi izlemek için para da vermişsiniz, eliniz mahkum perdedekini izleyeceksiniz. Perdede ise olay daracık bir mekana hapsedilmiş. Karakterimiz sessizliğin ortasında tam arkasında olup bitecek en ani ve gürültülü olaydan habersiz. Ve tam o sırada kese kağıdını patlatıyor filmin yapımcısı. Ödünüz kopuyor doğal olarak. İşte size korku filmi. Bu yola başvurmadan ürperten fimler sıyrılıyorlar zaten.

  • 3. siddhartha  |  01 November 2005 tarihinde yazıldı. 4:19 pm

    Doğrusu ne zombieler, ne fışkırarak kan kusan iblisler, ne de kesekağıdı etkisi yapan diğer filmler korkutmamıştır beni. Ama insan doğasının şiddete dayalı davranış bozukluklarından yola çıkan maniac filmlerinden ürkmüşümdür daima. Bu, film anındaki bir korkudan çok o filmde gördüklerini uygulamaya kalkışan insanlarla bir şekilde karşılaşma korkusudur genelde. Dolayısıyla bu şekilde herşeyi sonuna dek gösteren filmlerin yapılmasından ve ortalığa salınmasından da hiç hoşlanmamışımdır. Örnek The Cell (her ne kadar çok güzel sürreal sahneleri olsa da), katilin nasıl cinayet işlediğini, işkence yaptığını gösteren tüm seri cinayet filmleri vb
    Korku filmi kategorisinde olduğu düşünülen filmlerin bazılarıysa bu türle hiç alakalı değildir bana göre mesela son Dracula filmlerinden Coppola’nın eserinde bana göre korkudan çok estetik ve aşk vardır.
    The Other’s ise başka bir yerde durur, 6.His’ten etkilendiği belli olan bir senaryo bizi zaman zaman gerer zaman zaman da meraktan kaynaklanan bir korkuya boğar ve filmin sonunda herkes rahatlar.

    Korku, değişik bir tür gerçekten, ama benim de tercihim gerilim olurdu.

  • 4. Lilith  |  03 November 2005 tarihinde yazıldı. 2:49 pm

    Kezzap ve Siddartha ya katılmadan edemeyeceğim. Korku türü benim de ilgimi çekmez. Zaten korku türünü sevmek için biraz mazoşist olmak gerek sanırım. Gerçi hepimiz biraz mazoşisttizdir aslında; psikolojik gerilim ve hayatın içinde olan filmlerle daha bir inceden besleniyoruz belki. Beslendiğimiz yer başka sadece. Bu da zevk meselesi; seçimler, renkler, açıklayamadığımız eğilimlerimiz gibi…Yani korku filmi olmayan filmelerden korkmamız nasıl açıklanabilir sevgili yönetmen ? Mahkum un projesinde, hikayede olabileceklerden korkmak, hikayeyi yazdıktan sonra yazmadıklarından korkmak daha dokunaklı sanki…

  • 5. KEzzAP  |  03 November 2005 tarihinde yazıldı. 4:24 pm

    Mahkum şu andaki haliyle bile beni birçok korku filminden daha çok ürpertiyor.Sebebini şu şekilde açıklayacağım. Korku filmlerinde “korku” öğesi sana dışarıdan verilir. Birisi sana “böö” diye bağırır :) ya da kese kağıdı patlatır kulağının dibindePasifsindir anlayacağın.Oysa beni germeyi korkutmayı başaran bir çok filmde dikkat ettim de dışarıdan herhangi bir müdahale yok. Yani sen her şeyi kendi kafanda yaratıyorsun. Sen kendi korkularının içine gömülüyorsun ve oradan çıkmaya çalışıyorsun.
    Mahkum’da da durum böyle. Yani insan varoluşunun temel korkuları üzerine eğilen bir film diye değerlendiriyorum ben Mahkum’u.O nedenle Aslı’nın ya da Melih’in tüm korkuları fark etmesem bile beni geriyor.

    Funny Games Michael Haneke izleyin anlarsınız dediğimi!

  • 6. Yönetmen  |  04 November 2005 tarihinde yazıldı. 11:51 am

    Siz böyle yazdıkça Mahkum’un çok iyi bir film olacağına inancım projenin yazar/yönetmeni olarak artıyor. Gerilim ve korku, daha doğrusu “tür sineması” ülkemizde malesef pek doğurgan değil. Çok az sayıda örnek var. Ayrıca görsel kültür ve beğenileri pespaye tv dizilerinin biçimlendirdiğini ve bu dizilerin seri üretim olarak haftada bir üretildiğini düşünürsek, tür sineması örnekleri görmek için biraz daha beklememiz gerekecektir…

  • 7. KEzzAP  |  05 November 2005 tarihinde yazıldı. 9:43 am

    Mahkum çekilmese bile ( ki bu ihtimal beni var olan en korkunç ve en geilimli filmlerden daha fazla korkutuyor ) iyi bir film olacağını çoktan kanıtladı. Belki birz duygusal bir yaklaşım ve “madde” çağına aykırı bir düşünce gibi gelebilir ama, siz sayın yönetmen ya da Gökhan abi :) zaten çok önemli bir şeyi başardınız. Bugüne kadar hiçbir filmin başaramadığını ve kolay kolay başaramayacağını: Bizi gerçekten bu olayın içinde hissettiren bir paylaşımı. Kendim için söyleyeyim - ama eminim ki burada devamlı yazı yazan arkadaşların çoğu da bu fikrimde bana katılacaktır- gündelik hayatımında bir yerlerde hep Mahkum projesinin durduğunu fark ediyorum. Yani belki, o gün ya Aslı neymiş yok Melih ne yapacakmış diye düşünmüyorum. Ama film o denli içime işlemiş ki bir olay yaşadığımda aklıma klişe şeyler geleceğine, Mahkum’la olan bağlantılar geliyor. Ve yaşarken aslında, Mahkum’da bir oyuncu olduğum düşüncesi gitgide ortaya çıkıyor. ( Senaryoya bir katkısı olabilir mi bilmiyorum) Belki Mahkum filminin makarası dönmeyecek ama emin olmanız gerekn şu ki o makara yaşadığımız müddetçe bizimle birlikte dönüyor olacak.Fark etmesek de…
    Yani anlayacağınız bu Mahkum projesi Ahmet Uluçay’ın “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” filmindeki çocuklar gibi hissettiriyor bana kendimi. Ya size?

    Yukarıda gördüğünüz yazı her ne kadar parmaklarım tarafından yazılmış olsalar da asıl yazarı sayın yönetmen ve bu projede emeği geçen herkestir…
    Ben sadece mesih’im… :)

  • 8. Yönetmen  |  05 November 2005 tarihinde yazıldı. 1:36 pm

    “Madde çağı”na aykırı düşüncelerle yola çıktık zaten. Yazdıkların bizleri bu filmi yaparken motive edecek türden güzel şeyler, eksik olma. Filmi çekeceğiz. Umarız beklentilerinizi boşa çıkartmayız.

  • 9. KEzzAP  |  05 November 2005 tarihinde yazıldı. 4:55 pm

    Türkiye’de bugüne kadar çekilmiş olan iki korku filmi
    okul ve büyü hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
    (Herkese soruyorum.)

  • 10. Siddhartha  |  07 November 2005 tarihinde yazıldı. 10:06 am

    1- Bu filmleri seyretmedim,
    2- Fragmanlarını bolca seyrettim ve yazılan yazilari okudum,
    3- Belirli bir aşamadan sonra bazı şeyler hakkında yorum yapmak için o şeyi mutlaka görmek, yapmak, seyretmek, yaşamak gerekliliği yoktur diye düşünürüm,
    dolayısıyla bu haklarımı kullanarak özellikle okul hakkında kabaca şu yorumu yapabilirim: böööegh

    (işin şakası bir yana artık binlercesini seyrettiğimiz c grubu amerikan korku sinemasının klişelerinin tamamının kullanıldığı çok basit filmler.)

  • 11. Lilith  |  08 November 2005 tarihinde yazıldı. 12:46 am

    Heriki film de izlemeye deger hissi yaratmadi, bu da bir film icin önemli sayılabilecek bir eleştiri değil mi ?

  • 12. kimlik  |  24 December 2005 tarihinde yazıldı. 1:36 am

    Bana sorulursa eğer, korku filmi diye birşeyin olmadığını savunurum. Korku göreceli bir kavramsa eğer,o zaman,filmi izleyenlerin, o anki izlediği sahnelerin verdiği psikolojik etkiye gösterdiği tepkinin yoğunluğuna bağlı olmalı filmin türünün korku mu,gerilim mi olduğu… Bence gerilimin had safhada yaşanabileceği tek tür psiko-gerilim dir. Birçoğumuzun izlemiş olduğu “Identity” (kimlik) filmi bana göre kült film olmuş durumda.. “Mahkum” un da aynı tadı vermesini ummuyorum. Bunun böyle olmasını istemek,senariste haksızlık olmuş olur.. “Mahkum” ,onu yaratana göre nasıl özel olacaksa,bizim için de öyle olmalı..Film süresince,izleyenlerin ,gözleri ve beyinleri arasında gidip gelenleri yaşamın bir parçasıymış gibi yorumlamaları dileğiyle..

  • 13. ecemmmm  |  06 July 2007 tarihinde yazıldı. 4:09 pm

    ben korku filmlerine bayılıyorum kim
    ne derse desin hastasıyım özellikle garez serisini herkes izlesin derim

  • 14. skay  |  16 September 2007 tarihinde yazıldı. 3:55 pm

    Yorumlarınızı okudum arkadaşlar hepiniz dee haklısınız.Buu arada film mi nee zaman çekeceksiniz.

  • 15. sahra  |  07 November 2007 tarihinde yazıldı. 12:16 am

    walla kım ne dersedesın ben bayılırım korku fılmlerıne asıgım resmen bırde tek basıma ızlemek en cok sevdıgım seydır zevk meselesı aslında ama ben asıgım korku fılmlerıne…

  • 16. ses  |  02 December 2007 tarihinde yazıldı. 5:05 am

    funny games yavaş ilerlemesine ragmen hani ordaki 2 apaçhi velet o kadar sakin o kadar soguk kanlı ki olabilitesi yüksek bi konu.herkesin başına gelecek tarz bir olay ama sonunda ki o geri sardırma olayı olmasa daha da ciddi olurdu…korku ögesi kişiye göre degişir tabiki..hayatımda en nefret ettigim film tarzıdır cinler inler periler şeytanlar zombiler..hiç sevemedim…ve sinemada yada evimde olsun beni korkutacak bi görüntü göremedim…ses efekti ile boş bi anını bekleyen yönetmeni beni korkuttu saymam.bi kayıp otaban -funny games-mulholland drive-deney(alman yapımı olan)memento-makinist vb şeklinde filmleri izlemeliki kişi asıl korku ne görsün…insanın kendi bi canavar zaten kendinden korkmuyosa kimseden de korkmasına gerek yok..bu filmlerde korkmasını saglıyacaktır zaten…bi düşünüp bu bende de varmı diye bi kasar kendini..o zaman bırak sinemada korkmayı yolda giderken çevrene bakarken korkun hala devam eder

  • 17. hacer ...  |  21 December 2007 tarihinde yazıldı. 11:42 pm

    arkadaşlar bence hostel filmini bir izleyin bence nasıl film görün isterim o işkence ne be öle yani tavsiye ederim ben ilk izlediğimde baya gerildim yani birde yanımda kuzen ablam fln vardı yani fıttırıodum benden bu kadar isteyen izlesin

Yorum yazın

Required

Required, hidden

Bazı HTML kodları kullanılabilir:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

Bu yazıyı izle  |  Yorumlara RSS yöntemiyle abonelik


Takvim

October 2005
M T W T F S S
« Sep   Nov »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Son Eklenenler