Gündüz Vassaf’ın Radikal’deki Yazısı
24 July 2005
Kültür endüstrileri ve aydınlar
Gündüz Vassaf
İstanbul önemli bir kültür ve sanat merkezi olma yolunda ilerliyor, başka ülkelerde de olduğu gibi burada da peş peşe müzeler açılıyor, birbiri ardına kültürel etkinlikler düzenleniyor. Kimilerinin kapitalizmin en vahşi dönemlerinden birinde yaşadığımıza işaret etmesine rağmen, dünyada birdenbire ne oldu da kültüre bu denli yatırım yapılıyor? Arkadaşım İsmail Ertürk, aşağıda özetlediğim uyarıcı yazısında yeni bir kültür endüstrisi oluşmakta olduğuna dikkati çekiyor.
“Son yıllarda kültürel etkinlikler yalnızca ‘onur’ ve ‘uygarlık’ gibi manevi değerler için yapılmıyor. Müze ve öbür kültür kurumlarının çok önemli maddi amacı da var. Artık devletlerin resmi ekonomi politikalarında, neoliberal yaklaşım doğrultusunda, devlet destekli girişimcilerin, özel sektörün önü çektiği ‘kültür endüstri’lerinden söz ediliyor.
Avrupa Kültür Başşehri politikasında görüldüğü gibi, dünyanın önde gelen büyük şehirlerindeki kültür etkinlikleri artık bu şehirler için önemli bir gelir kaynağı, maddi kazanç yolu.
ABD Kongresi, 2005 yılında hazırladığı ‘Yaratıcılık Endüstrileri’ adlı raporda sinemadan kitap okumaya, müze ziyaretlerinden müzik aletleri üretimine, mimarlıktan dans gösterilerine uzayan geniş bir yelpazede, kültür etkinliklerinin ekonomik ağırlığını ölçüp, geleceğin ‘yaratıcılık işçileri’ ve ‘yaratıcılık tüketicileri’nin yaratılabilmesi için ilkokuldan başlayarak sanat eğitimi verilmesini öneriyor. Kültürün geleneksel aydınlanmacı özellikleri düşünüldüğünde korkutucu deyimler bunlar. Çin’i, dünyanın ucuz mallar fabrikası durumuna getirdikten sonra, ABD ve Avrupa kendi nüfusu için yeni ekonomik büyüme modellerinin peşinde. Dünya Bankası bu modelin gelişmekte olan ülkelere uygulanabilirliği üzerine çalışmalar yapıyor.
İrlanda’da böylesi bir girişimin başını çeken bir etkinlik, kültür endüstrilerinin tanımını şöyle yapıyor: “Kültür endüstrilerinin dinamiğini girişimci-sanatçılar oluşturur ve bu endüstriyi oluşturan işletmeler bilgi ekonomisinin üretim birimleridir. Kültür endüstrileri, yaratıcı sanat alanında çalışan bireylerin, teknoloji üreten ve yöneticilik yapan bireylerle ortaklıkları üzerine kuruludur ve bu ortaklık, ekonomik değerleri kültürel ürünü olmalarından kaynaklanan piyasaya sürülebilir ürünleri üretmeyi amaçlar.
Aydınların belirleyici olduğu ve eleştirel geleneğin beslendiği kültür alanı, artık, devletin serbest piyasayı geliştirmek için desteklediği bir endüstriye mi dönüşüyor? Aydınlar, kapitalizmin olası yeni dünya dinamosu olacak bir endüstrinin çalışanları ve yöneticileri mi olacak?” Bu soruları tartışmak için Manchester Üniversitesi ile Açık Üniversite ortak bir araştırma merkezi kurdular (www.cresc.ac.uk).
Türkiye’de müze açılışlarındaki hız, aydınları ve üniversiteleri, kültür yöneticiliği yanı sıra eleştirel-yaratıcılık üzerine de düşündürmeli.”
Bu yazı Sinema Hakkında konusuyla ilgili.
Yorum yazın
Bazı HTML kodları kullanılabilir:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>
Bu yazıyı izle | Yorumlara RSS yöntemiyle abonelik