5 YTL

16 May 2005

5 YTL - Esra Ersoy

Son haftalarda medyada hakkında en çok konuşulan, yazılıp çizilen
konu “Türk sinemasında neden en çok komedi filmleri izleniyor”du.
En çok “Türk sinemasında içerik var mı yok mu?” tartışması
yapıldı. Ahmet Hakan’ın son dönemdeki bazı filmler için yaptığı
sert eleştirilerden sonra M. Ali Erbil’in onu vatan hainliğiyle
suçlaması tartışmayı iyice alevlendirdi.

Ama Yılmaz Erdoğan’ın “Türkiye’de bilet fiyatlarının ortalaması 5 YTL. Herkes
topu topu 5 YTL veriyor. O zaman senin bu kadar çalışılan, emek
harcanan film için ‘izlemeyin” demeye hakkın yok. Konuşacaksan 5
ytl’lik konuş; en fazla, paranı geri al, sus” açıklaması
söylenenlerin en garibiydi belki de.

Bu yaklaşımı vahim buluyorum. Filmlerine milyon dolarlar yatıran bir yapımcı (BKM’nin ortağı olması vesilesiyle) elbette ki film vizyona girdiğinde maliyeti
kurtarıp kurtarmayacağı stresini yaşıyor olabilir. Ya da vizyona
giren ve promosyonu güçlü yapılan her film gibi “rekor kıracak mı,
onun filmini geçecek mi” gibi baskılar altında kalıyor olabilir.
Maliyet-hasılat hesaplarından dolayı artık aklı yalnızca parasal
şekilde çalışıyor, her olayı o şekilde algılıyor olabilir. Yine de
gerekçeler ne olursa olsun bu söz vahim. Yılmaz Erdoğan’ın en
başta sinema kariyeri açısından tehlikeli. Bu durumda Erdoğan, “5
YTL veriyorsun, o kadar konuş” zihniyeti devamında bir filme
milyon dolar yatırdığı için filmin senaryosu vs. hakkında söz
sahibi olabileceğini düşünen finansörü haklı görmez mi?
Ya da belki de gelecekte sanatsal değerini, içeriğini düşünmeden,
yalnızca hasılatı için beraberinde film yapma yoluna gitmez mi?
(Umarım günün birinde iktidarı eleştiren bir köşe yazarına dönemin
başbakanı “Topu top bir tane oy veriyorsun. Oyun kadar eleştir.”
demez, böyle bir durumu yaşamayız.)

Bundan aylar önce Sinema Dergisi genel yayın yönetmeni Mehmet Açar
dergideki köşesinde “ İçimden bir ses yeni Türk sinemasının gişe
formülünün ağır ağır belirlendiğini söylüyor bana: Ünlülerden
oluşan, farklı tribünlere seslenen geniş bir kadro…Yıldız bir
yönetmen…Yan karakter ve yan hikaye bolluğu nedeniyle yalpalayan
ama bunu hiç dert etmeyen, tek cümlede özetlenebilecek senaryo…
Duygusallık…Komedi…” diye yazmıştı. O zaman böyle bir
tehlikenin mümkün olduğunu ama Türk sinemasının bugünkü üretim
düzeyinde bu sorunun oluşmasının yılları alacağını düşünmüştüm.
Yanılmışım. O günler hemen geldi çattı.
Bundan birkaç yıl önce sinemaya gittiğimizde beş altı salonun
üçünde, dördünde yerli film göreceğimizi söyleselerdi herhalde pek
inanmazdık. Ama bu bir açıdan harika olsa da diğer yandan
filmlerin tür, konu, içerik olarak birbirinden pek de farkı
olmaması; çok kolay algılanır, sadece iki saatlik eğlenceyi
amaçlayan filmler oluşu nedeniyle de endişe verici.
Üretilen, izlenen film sayısının artması sektörü geliştirecek;
üretimde bulunacak insanlara imkan sağlayacak, Türk halkı da
sinema sanatına daha da yakınlaşacak diye umutlanırken, daha,
sektörel bir gelişme olmadan filmler tek tipleşti. Yatırımlar da
oraya yöneldi. Farklı tür, içerikteki filmlerse yine salon ve
seyirci bulmamaya başladı.
“Ne yapalım, halk bunu istiyor, bu filmlere gidiyor.” Mantığının
da eski dönemde olduğu gibi bindiğin dalı kesmek olduğunu
düşünüyorum.

“Türkiye’deki büyüklere saygı” sisteminin geçmiş zamandaki her
şeyi kutsamaya dönüştüğünü düşünerek Yeşilçam’ı tam olarak
sağlıklı bir şekilde eleştiremediğimize inanıyorum. Bu eleştirinin
noksanlığı yapılan hatalardan ders çıkarmamaya, zaman içinde de
sinemamızın geleceğine zarar vermeye dönüşecek.
O dönem sineması (tabii ki nitelikli, özgün işler yapılsa da)
kendi kültürünü, alt yapısını yaratamamış. Bir isim haline
getirilen, imajı oluşturulan her oyuncuya, izleyici tarafından
tutulan bir senaryonun aynısını çektirmiş yapımcılar. Yaratılan
imaja uygun derinliksiz senaryolar yazdırılmış. Uzun soluklu bir
sinema sektöründe her yıldıza aynı senaryoyu farklı adlarla çekmek
ne derece sağlıklıdır? Ya da her hikayeyi “bunlar tutuluyor”
mantığıyla deforme etmek?

Çok sevdiğim bir fil var: Öğleden Sonra Aşk. Bütün dünyada ilgi
gören bu filmi Türk seyircisine uygun(!) hale dönüştürme şekline
bakın:
Filmin orijinalinde babası özel dedektif olan bir viyolonsel
öğrencisi ünlü, zengin ve kendisinden çok yaşlı bir adama aşık
olur ve adamı etkilemek için yalanlar söyler. Adam daha sonra
gerçeği öğrenir. Ayrılırlar. Yıllar sonra tekrar karşılaşırlar ve
birleşirler. Bu sade, naif romantik komediyi Yeşilçam “bu kadar
naifliğe lüzum yok, Türk seyircisi dram ister, gözyaşı ister”
diyerek bakın ne hale getiriyor:
Genç kızın babası yine özel dedektiftir. Kız yine viyolonsel
öğrencisidir, vs. Ama ilişkileri sırasında kız hamile kalır, bunu
saklar. Zamanla ünlü bir şarkıcı olur. Adam onu tanımadan tekrar
aşık olur. Oldu mu size “Öğleden Sonra Aşk” 1001. kez tekrar
edilen formülize bir hikaye?
O zaman “neden seks furyası oldu, tv çıkınca sinema neden bitti?”
diyenlere verilecek yanıt şudur:
Siz para kazandıracak, boşlukları dolduracak en kolay işleri
yaptınız. Bir sinema kültürü yaratmadınız, sinema sanatını sürekli
kendisini besleyen bir ihtiyaç haline getirmediniz. Bu işe sadece
ticari yaklaşırsanız günü gelir sizden uyanığı çıkar. Şimdi o
eğlence ihtiyacını tv görüyor; hem de bedava, zahmetsiz. Ettiniz,
buldunuz.

Şimdi Türk sineması her şeye yeniden başlıyor. Bu ikinci şansını
iyi değerlendirmeli. Yoksa çıkışı bu kadar hızlı oluyorken inişi
de öyle olacak; aynı hatalar yine yapılacak. Türk sineması artık
yalnızca “kısa yoldan nasıl para kazanırım”cıların eline teslim
edilmemeli. Şu an ülkedeki en geniş imkanları elinde bulunduranlar
da bu sanat üstüne fikir yürütenleri “verdiğin para kadar konuş”
diye eleştirirken bir kez daha düşünmeli.

Esra Ersoy :esra.ersoy@ortasekerli.com
Kaynak: ortasekerli.com

Bu yazı Sinema Hakkında konusuyla ilgili.

Yorum yazın

Required

Required, hidden

Bazı HTML kodları kullanılabilir:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

Bu yazıyı izle  |  Yorumlara RSS yöntemiyle abonelik


Takvim

May 2005
M T W T F S S
« Apr   Jun »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Son Eklenenler